Mahremiyet Eğitimi - 1

Hep söylüyorum. Ateşten bir çağda yaşıyoruz. Geleneğimizi kaybettik, geri kazanmaya da çalışmıyoruz. Çocuklarımız daha çok harcama-daha çok izleme ikileminde ordan oraya savruluyorlar ve biz de bu sürece katılmış sadece izliyoruz.

Geleneğimiz tertemizdi, pûr-i paktı demiyorum. Annem 48, kayınvalidem 73 yaşında. Onları dinliyorum. Üç kuşak gibiyiz sanki. Kadın her yörede hep ezilmiş, hep koşulsuz itaat beklenmiş. İstanbul'un göbeğinde de bu böyle olmuş, Tarbzon'un bir dağ köyünde de. Sürekli ezilen bu kadınlardan sağlıklı çocuklar yetiştirmelerini nasıl bekleyebiliriz. Bugünümüze elhamdülillah diyorum. İslâm'ın nûru olmasa imiş bu kadar iyi bir durumda da olmazmışız.

"Çocuklar çığlık atsın" denildi. Tamam atsınlar diyelim. Peki neye çığlık atacaklar. Çocukların mahremiyet hislerinin dağıttık, talan ettik. Birey olmalarını engeledik. Şimdi diyoruz ki "çığlık at yavrum". Adım adım bugüne geldik. Yaptığımız çok yanlış var. Adem Güneş Beyefendi'nin kitabından iktibaslar yaparak çocuklarımızdaki mahremiyet duygusunu nasıl yeniden inşa(restore)edeceğimizi anlatan bir yazı dizisinin ilk bölümüdür bu.

1. Çok şey biliyoruz.

Birkaç gün önce, eğitimci birkaç anne ile yine eğitimci bir annenin evinde bir araya geldik. Homeschooling-unschooling, montessori-waldorf anadolu pedagojisi vs. dolu dolu bir muhabbetti. Bir arkadaşımızı dedi ki, "eskinin anne babaları, az şey biliyorlardı, ne biliyorlarsa opnu uyguluyorlardı, en azından çocuk tek bir yanlış üzere büyüyordu, biz çok şey biliyoruz ve hepsini çorba ediyoruz, bakalım bizim çocuklar ne olacak"
Sohbet döndü dolaştı ve geleneğimize dönerek bu meselenin halledilebileceği ile nihayet buldu. Peki hangi gelenek? Ne vardı bizim geleneğimizde?

2. Çocuğun bedenini fazlaca temizliyoruz.

Dört yaşına kadar çocuk "anne çocuğu" kabul ediliyor. Sonrasında bir çocuğun yarım yamalak da olsa kendi kendine tuvalet ihtiyacı sonrası temizliği halletmesi gerekiyor. Peki bunu nasıl oluşturabiliriz. Annelik tarihçemde en başarılı olduğum konu diyebilirim. Şu anda 5 yaşına gelmek üzere olan oğlum, klozeti kullanıyor. Ve kimseyi içeri sokmuyor. Yanlışlıkla biri içeri girecek olsa "kapat,kapat" diye bağırıyor. Kapıyı kilitliyorsu önceleri. Fakat kesin bir dille bunu yapmaması gerektiğini söyledim. Böylece biri açtığında ne tepki vermesini öğrendi. Peki bu nasıl oldu? Kapıyı açıp da onu görünce, "ay,pardon oğlum" dedim hep. Ve tabi en başta nasıl temizlenmesi gerektiğini öğrettim. Defalarca bıkmadan yılmadan. Birçoğunuz şu anda içinizden geçiriyorsunuzdur. Nasıl yani, tam temizlenemez ki çocuk. Hâyâsı bozulmuş bir çocuğum olması yerine, yüzde yüz temiz olmayan bir çocuğum olmasını tercih ederim.

3. Çocuk, helal bakış-haram bakış ayırt edemez.

Gelelim banyoya. Mutlaka ama mutlaka alt iç çamaşırıyla yıkarım çocukları. Lifi sabunları eline veririm. Duşakabini kapatır arkadan seslenirim. "Hadi sen şimdi çamaşırını çıkar kendini yıka" derim. Kendileri yıkarlar.
Eşim kızımın altını çok çok mecbur kalınca birkaç kez değiştirdi. Beni aradı, ne yapayım ne zaman geliyorsun deyince "ıslak mendil temizliği yapma, banyoya sok, duş musluğu ile kabasını al ve yine bezini ayaktayken bağla" dedim. Bu kadar önemli mi, evet bu kadar önemli. Evet o, onun babası. Ama her bakış çocuğun ruhunu zedeliyor, ve gitgide diğer bakışlara da açık hale geliyor.
Altlarını başkalarının yanında değiştirmem gerektiği oldu. Mümkünse oda değiştirdim. Değilse bir kırlentle, bir yastıkla sütre(engel) yaptım. üç aylık bir bebeğim var. Ablası ve abisi "ahmedin altını değiştireceğim" dediğim zaman odadan çıkıp kapıyı kapatıyorlar
Bir de erkek çocuklarına has özel bölgeleri açıkta gezmek gibi bir alışkanlık oluyor bazı ailelerde. Bu espri konusu yapılıyor bir de. Bu çok çok çok yanlış. Günah diyemiyoruz. Fakat o çocuğun istikbali adına bir hak-helallik meselesi bu. 25-30 yaşına gelmiş evlenmiş delikanlılar evlendikten sonra eşleriyle aile ziyaretleri yaparlar. Ve o delikanlı eşinin yanında o günleri anlatılarak rezil edilir. Şimdi bu çocuğun sağlıkıl bir aile hayatı olmasını nasıl bekleyebiliriz?

4. Çocuk helal dokunuş-haram dokunuş ayırt edemez.

Çok özür dileyerek söylüyorum. Bunu muhafazakar kesimde de çok görüyorum.Çocuklarımızı severken popolarına vuruyoruz, mıncırıyoruz. Ne kadar sakıncalı olduğunu bilsek bunu yapmazdık. BUNDAN LÜTFEN VAZGEÇELİM. Bunu biryerde söyledim de, "hocam vurmak birşey değil, öpen ısıran var" dedi. Var gerçekten de. Aman dikkat. Çocuk başta tepki verir, sonra vermez hâle gelir. Ve bu en tehlikesi.

5. Çocuklarımız okullarda verilen eğitim

Çocuklarımıza okullarda toplu eğitimler veriliyor. Kız çocukları ayrı, erkek çocukları ayrı alınıyor deniliyor. Peki sonra ne oluyor biliyor musunuz. Gelen doktor ve hemşirelerin anlattıkları bir kenara koyuluyor ve çocuklar karışık sınıflara geri döndüklerinde ordan burdan duydukları abuk-subuk bilgilerle birbirlerini dolduruyorlar.

Devam edecek....

Hiç yorum yok: