günce....


Oyy oy. Dolu dolu dopdolu bir gündü yine. Göreve başladım. Ben dersteyken benimkiler ablalarıyla katamino oynadılar, bahçede toprakla oynadılar, salyangoz kabuğu topladılar ve balık toplamacılık oyunu adı altında balık çeşitlerini öğrendiler. Bu arada ablalar dediğim kızlar iki tane ilahiyat üçüncü sınıf talebesi. Onlara sistemimi anlattım çabuk kavradılar.
Neyse efenim ben geldim öpmüş koklaş faslı geçti yemek yedik hemen bahçeye indik. Kuşlar tüy döküyor bu ara bu tüy hangi kuşunu olabilir onu konuştuk.
Yine salyangoz kabuğu toplamacılık yaptık tabi  Akşam yemeği için fasulye kırdık, ahmedi dışarıda uyuttuk. Etrafı süpürdük. Kurumuş bir kadife çiçeğini söktük ve kökünü inceledik. Youtube da Elif bitkilerin büyümesini öğreniyor diye bir çizgi film bulmuştum. Bir kaç gündür onu istiyorlardı. Eski ama cici bir yapım. Ordan dinledikleri şeyleri çiçeğin kökünde görmeleri hem onlar hem benim için heyecan verici. Derken okulun dağılma saati geldi. (Okul 500 metre yakın) Abiler ablalar sokağımızdan geçmeye başladılar. Ben hadi kuzular karşılayın abileri ablaları dedim. Artık tanışıyorlar çoğuyla. Mustafali 3 oğlan çocuğunu ikna edip evimizin önündeki gölgeliğe oturttu ve onlara masal anlattı. Ayşe de destekledi ara ara. Sonra çocukları bahçeye çağırdım. Ok atmak ister misiniz diye. İstediller. Attılar. Bahçemizden annelerine götürmek üzere birer Gül hediye ettik. Ahmed uyarınca karşıdaki parka gittik. Oradaki çocuklarla da muhabbet sohbet tabi
Babamız geldi ateş yakmaya bayılıyorlar. Babayla çay için ateş yaktılar. Artık bayılmak üzereyken yataklarına koydum. Belim ağrıyor belim vay anam

Hiç yorum yok: