Kafamı kurcalayan soru....

Çocuklarımızın, bizim inanç dünyamızın dışında bir hayat sürmelerinden neden bu denli korkuyoruz?

1. Bizim inanç dünyamızın sınırı nedir diye düşünmeye başladım önce. Ben İslâm dinine inanıyorum. Yani Hz, Adem ile birlikte başlayan, Hz. Muhammed ile kemâl noktasına varan dîne. Nass'larının çerçevesinde hareket edersek hem dünyamızı hem ahiretimizi ihyâ edecek dine. Benim sınırım bu evet. Islam ne diyorsa o. Peki bu sorunun cevabı net mi? Aslında çok net. Fakat bilmiyoruz, tanımıyoruz, bir asırdır halîfesi olmayan bir dinden, 500 yıldır geriye giden bir islam toplumundan bahs ediyoruz. Bu haliyle "efenim haçlılar da şöyle şöyle yapmıştı" demek o denli gülünç ki. Ya da "Ortaçağ'da gâvurlar tuvaletlerini sokağa yapıyorlarmış" demek kompleks değildir de nedir biri bana bunu açıklasın.

2. Korkuyorum evet. Korktuğum şeyin aslında dış etkenler olmadığını, içimdeki kötülüğün çocuklarıma sirayetinden korktuğumu çok geç anladım. Evet. Çok korkuyorum. Yanlış hâllerde bulunmaktan. Yanlış örnek olmaktan.

3. Çözüm önerim: Çocuklarım temyiz çağını tamamlayınca, hâlimdeki sıkıntıların sirayetleri onlara yansımaya başlayınca, karşıma almak ve konuşmak istiyorum.

"Oğlum/kızım, ben çok eksikleri olan bir kulum. Bunun da sana sirayet ettiğini görüyorum. Kuzum bir Müslüman kardeşim olarak senin bende gördüğün sıkıntılar nedir, neyi yanlış yapıyorum da bu ailemize yansıyor, bunu düşün yavrum, ve beni uyar lütfen olur mu"

Allahım bunu yapmak istiyorum
Allahım unutmamak istiyorum
Nolur unutmayayım nolur
Unutursam kuzularım bunu bulup hatırlatsın bana
Amîn

Hiç yorum yok: