Kayınbabam....

22 Mayıs

Oruçluymuş. İncir kurusunu çok severdi. Dörde bölmüş incirleri, iftariyelik hazırlamış. Eniştemi aramış, göğsüm ağrıyor demiş. Eniştem ambulans çağırmış. İkindinin sünnetini kılmış. Ambulans gelmiş. Kızmış, niye ambulans çağırdı diye enişteme. Sedyeyi hazırlamışlar, binmem demiş. Farzı kılmış. Yürüyerek ambulansa binmiş. Elif ve eniştem öne binmiş. Yolda kenara çekmiş ambulans. birşeyler anlamışlar ama konduramamışlar. Fakülte'ye gitmişler. Yol boyu kalp masajı yapmışlar. Ambulanstan inerken o son yumrukları vuruyorlarmış. O sırada eniştem aradı, Muhammed uyukluyordu. Eniştem aradı, yetişemedim, cevapsıza düştü. Abim arayınca hemen anladım. Hemen. ML telefonu açtı. Nerdesiniz şimdi dedi. Ayaklarımın bağı çözüldü. benden mi çıktığını anlamadığım bir sesle af dedim. O dakikadan sonra sürekli oy babam dedim. Kendi sesime yabancıydım. Seslenen ben değildim. Başka birinin babası ölmüştü. Başka biri yas tutuyordu. O ben olamazdım. Biz bir hafta sonra, kurs kapanınca Samsun'a gidecektik. Tarlayı sürdürmüş, onu anlatmıştı iki gün evvel. Biz yokuşu inerken bahçede birşeyle yapıyor olurdu. biz kornaya basa basa yokuşu inerdik. O dururdu. Çok heyacanlanınca öylece durur ve bakardı. Yavaş yavaş aşağı  inerdi sonra. Sarılırdık. "ya bak şunlaraaa" derdi. Babam, babacım.

Yandık. Oğulları, kızları, gelinleri, damatları, torunları. Ciğerimiz yandı.

Fakülte'ye vardık. Rüyam aşağı indi. Yanına girmiş. Merve durum kötü dedi. Ahmed ve Ayşe uyandı. Yukarı çıkamadım. Çıkmak istiyorum, görmek istiyorum. Muhammed'i aradım. Merve babamı morga indiriyoruz gibi birşeyler söyledi. Hastane kapısına baktım. İki arkadaşı Hüseyin abimi dışarı çıkarıyordu. Rüyam da çıktı. Sarıldık ağlamaya başladık. Ayşem de ağlamaya başladı. Noluyor anne dedi. Kalbi durmuş dedenin kuzum dedim. Ahmedi sırtıma bağladım hastane kapısına gittim. Babamı indirmişler. dışarı çıktılar. Eve gittik. O yolları nasıl heyecanla giderdik. Nasıl heyecanla. İçimiz kıpır kıpır. Nasıl gittik o yolu. O yokuşu nasıl indik. Nasıl. Emine ve annem eve varmışlar bizden evvel. Emine bütün ışıkları yakmış. Ok apıdan ansıl içeri gireceğiz, nasıl nasıl. Girdik. Kendi yok. İzi her yerde. Her yerde o. İş kıyafetlerini kaldırdım. Fesleri her yerde kaldırdım. Emine Elif fenalarda. Sarıldık. Doya doya ağladık. Gözlüklerini kaldırdım. Banyoluğa girdim. Terlikler ıslak. Acaba banyo mu yaomış. Kıyafetleri nemli, kokladım, kaldırdım. Lavaboları yıkadım. Birazdan Fadime, Neriman , Meryem Cevat gelecek.

Yatsı geçmek üzere, kıldık. Sabah vakti girdi, kıldık. Birkaç saat uyumuş muyum, bayılmış mıyım. Fatma’nın sesine uyanıyorum. Fatma’nın sesi kulaklarımdan gitmeyecek. Kızlarını çok sever babam, gelinlerini de kızları bilir. Önceki ameliyattan kızlarını anarak uyanmış. Bir de komuşlardan birine demiş ki, “yolları hiç çekecek halim yok, ama gelinlerim oğullarımı geçti, küçücük bir şey görsem gitmem evlerine, ama çok iyi gelinlerim”. Avunayım mı?
Cenaza yıkama aracı geldi. Sonra babam geldi. Muhammed, Hakkı hoca, bir de birisi daha. Bir ağacın altına gizlendim. Seyrettim. Perde uçuştukça. Ayaklarını görüyorum. Oraya çeviriyorlar oraya dönüyor, buraya çeviriyorlar buraya. Bebek gibi yıkadı babasını Muhammed. Bir bebeği yıkar gibi. Tekrar tekrar. Abdestini aldırdı sonra. Kefenledi.
Kızları, gelinleri ve kız torunları. Yanına girdik. Yüzünü açtı muhammed. Buz gibi. Soğuk. Çok soğuk. Babacım. Ah babacım. Sopsoğuk. Dokundum yüzüne. Sakallarını sevdim. Uyuyakalırdı. Ezanı duyunca kalkıverirdi, “eyyy,manam diyerek”. Kalkacak gibi sanki. Ey, manam diyecek ve kalkacak gibi. Kalkmadı.
Annemle babam geldi. Sordum onlara, nasıl dayandınız dedim. Nasıl verdiniz toprağa. Baba babam öldü ya dedim.
Mezarlığa gittik. Kimler gelmiş. Niye gelmiş. Her gördüğüme siz niye geldiniz demişim. Sonra sonra hatırlıyorum. Kabre koydular babamı. Herkes bir telaş üzerine toprak atıyor. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Telkin verdi hoca. Ya fatıma oğlu mustafa, gul; eşhedü enla ilahe illallah. Üç kere söyledi. Başına gittik. Okuduk okuduk okuduk. Toprağını sevdik. Kalkmayacak mı şimdi. Yok kalkmayacak. Allahım babamızı kabir azabından koru. Binlerce kez mi dedim. Demişimdir herhalde.
Yemek yiyebilecek miyiz? Yedik. Çay içebilecek miyiz? İçtik. Uyuyabilecek miyiz? Uyuduk. Gülebilecek miyiz? Gülmedik. Tebessüm ettik. Hatıraları anlatıp duruyoruz. Telefonumu hastanede unutmuşum. Arayan soran kardeşlerime teşekkür eder, bir yasin rica ederim. Rabbim güzel sabredenlerden eylesin.

Hiç yorum yok: