Yaz Kur'an Kursları'nda sınıf hakimiyeti nasıl sağlanır?

Çok konuşuyorlar değil mi? Bir de hiç oturmuyorlar. Evet kardeşim. Benimkiler de öyle. 10. seneyi çalışıyorum. Hep öyleydiler. 5 yaşından 25 yaşına dek öğrencim oldu yaz kurslarında, kış kurslarında bu yaş seviyesi 76'ye dek çıktı. Hep konuşurlar. Hep koparlar dersten. Bu, olur. Çünkü birşeyler eksik sınıfımızda, düzenimizde, belki de bizde.
Okudum, çok okudum bu konuyla ilgili. Okuduklarımın çoğu hoşuma gitmedi!
Konuştum, çok konuştum bu konuyla ilgili. Konuşulanların çoğu hoşuma gitmedi!
İzledim, çok kişiyi izledim bu konuyla ilgili. İzlediklerimin çoğu hoşuma gitmedi!

- Susmalarını iste!
- Oturmalarını iste!
- Teneffüse çıkarmama cezası ver!
- Konuşana para cezası ver!
- Tepeden inme kurallar koy!
- Birbirlerini gammazlamayı teşvik edici davran!
- İstemediğin tarzda davrananlara yokmuş gibi davran!

Tüylerimi diken diken etti böyle peş peşe(evet, ayrı yazılıyor) yazınca. Ama üzgünüm ki böyle tavsiye edilenler.

Okuduklarımın, konuşulanların, izlediklerimin az bir kısmı ise hoşuma gitti. Onları toparlayıp bir yazıvereyim dedim. Eksikleri tamamlamak sizden, gayret bizden, tevfik Allah celle celalahû'dan!

1. Öğrencileri izle, notlar al.

Ben yaşlı bir kadınım. Görevim dolayısıyla tanıştığım insanların haddi hesabı yok. O yüzden not alırım ben arkadaş. Çocuk o gün dalgınsa yazarım onun sayfasına. 25 Haziran, bugün biraz dalgın. Arkadaş çevresi değiştiyse yazarım kenara. Ayşe ve Ceren birlikte oturmaya başlayalı beri Ceren'in derse olan katılımı arttı. Bu notlar çok yardım eder bana. Yönlendirir beni. Ne yapmam gerektiğini söyler. Uyarır beni. Annesiyle görüştüysem yazıveririm hemen "Sanki anne biraz baskıcı gibi, olmayabilir de, biraz tedirgin". Bazen bu notlarım peşin hükümlülüğümü vurur yüzüme. Bazen 12'den vururum. Bazen unuturum yazmayı, aklıma geldikçe toplar yazarım. Ama yazarım. Üç cümle de olsa yazarım bir öğrenci hakkında.

2. Soruları değerli bul! Yanıtla!

Öyle önemli ki! Evet bazen konuyu işlettirmez hâle geliyorlar. Öyle çok zoru soruyorlar ki konuya dönemiyorsun. Bâzen de dersi kaynatmaya çalışıyorlar. Dersle ilgisiz gibi sorular soruyorlar. Bu yine bilgi birikiminle, tecrübenle, kıdemli hocaları takip etmenle çözülebilecek bir mesele sevgili kardeşim. Tasalanma. Mesleğini sevdikçe, mesleğinle ilgili okudukça bir bakacaksın ki, çocukların sordukları sorudan senin işlemek istediğin konuya doğru tatlı bir geçiş yapmayı öğrenivermişsin.

3. Konu yetiştirme telaşında olma!

Birbirimizi baskı altında tutuyoruz. Ayın branştaki iki eğitimci karşılaştı mı hemen soruyor birbirine sınıfın geldiği bilgi seviyesini. Kendimizi kandırıyoruz oysa ki. Çocukların geldiği sayfa onların bilgi seviyesini ölçmüyor ki! Bu, mümkün değil! Elimizde bazı veriler var elbet. Ama bunu birkaç sene izleğinde yapabiliyoruz. Ötesi zor. Bu çocuklar o bilgiyle ne yapacak, o bilginin işlerine yaraması için hangi duygular eşlik edecek onlara. Bunu takip etmemiz gerek. Bu pek kolay aslında, dingin bir eğitimci gerekiyor bunun için.
Aklı, fikri, vicdanı net bir eğitimci.
Öğrencilerinin geldiği bilgi seviyesini kimseye söylemek zorunda hissetmeyen bir eğitimci.
Onların başarılarını kendinden kaynaklı görmeyen bir eğitimci.

4. Göz teması kur!

Çok basit değil mi? Evet, çok basit ama çok etkili bir yöntem. Gönülden gönüle bir yol vardır görülmez ya hani. İşte o yol gözlerde gizli. Bir talebeyi okuturken size tatlı talı bakan diğerini gülümseyivermek gibi basit, sade, cici bir iletişim yolu var mı? Yok. E o zaman niye yapmayalım.

5. Ağır duruş!

Ben zannetmiştim ki yeni göreve başladığımda ne kadar arkadaş olursam o kadar beni severler. Meğer öyle değilmiş meğer çocuklar yönlendirici bir büyük isterlermiş başlarında. Talebesini seven, şefkati ile saran, rikkati ile yaklaşan, heybeti ile göz dolduran bir öğretmen isterlermiş. Arkadaşları çokmuş zaten. Anne babaları da varmış. Mesele gerçek bir yol gösterici olmaktaymış.

6. Toplu ders anlat, bireysel geri dönüt al!

Sınıf mevcudun 20'den fazla ise bu bir hayal. Ama 15-20 arası talebe candır. Tam kıvamdır. Toplu olarak dersi anlat, bir daha anlat, gerekirse bir daha. Sıraların arasında yürürken uyuyanın başını okşa, konuşanın omzuna elini koy, sorular sor, konuyu bir de onlardan dinle, tahtaya kaldır isteyeni, isteyen yerinde söylesin, camı açtır kapıyı açtır, çok enerjik iseler enerjilerini biraz tüketmeleri için, uyuyorlarsa canlanmaları için zıplat hoplat oldukları yerde. Ama o dersi anlayacak kıvama getir o talebeyi. Bu güç içinde var. İnan bana, yapabilirsin. Sonra başla bireysel geri dönüt almaya. E, tabi sen biriyle ilgilenirken diğerleri boş durmamalı. Hazırlıklı olmalısın. Bir kutunuz olsun. İçinde rengarenk kağıtlar, bantlar, makaslar olan. Ne yapalım bugün diye sor onlara. Bugün bu konuyla ilgili ne yapalım. Benimkiler bugün FIFA onaylı top çizip içlerine isimlerini yazdılar, imzalarını attılar. Sonra büyük bir fon kartonuna yapıştırdılar bunu gönüllerince. Kursta makas aradılar, top kesmek için bahçede yuvarlak nesne aradılar, kestiler, çizdiler, malzemelerini paylaştılar derken. Ben de tatlı tatlı geri dönüt aldım. Tabi gürültü olmadı değil. Ama ben sevmiyorum sus pus sadece hocanın sesinin olduğu sınıfları. Bilmiyorum belki benim kuruntum.

7. Kuralları sınıfça belirle!

Tepeden inme kurallar her zaman reddedilir sınıf ortamında. Zilyon kez de söyleseniz yok anam yok. O kuralları o-tur-ta-maz-sı-nııııız! Ama bir gün gözlerinin içine baka baka, yaşlarının sizden bilmem ne kadar küçük olduğunu tamamen unutarak, gerçekten bu yaptığınızın doğru olduğuna inanarak onlarla konuşun.
- Geri dönüt alırken, sınıfta fazlaca ses çıkıyor. Bundan hepimiz rahatsız oluyoruz. Dikkatimiz dağılıyor. Nasıl yapalım? Sessizliği nasıl ağlayabiliriz? diyebilirsiniz mesela.
En başta söylediğim yöntemleri söyleyecektir çocuklar. Konuşana para cezası, tahtaya yazma, ayakta durma, sınıftan çıkarma, konuşmama gibi tu kaka(evet, böyle yazılıyor) şeyler. Bunların çözüm olmadığını, işleri daha da karmaşıklaştıracağını söyleyin. Biz şöyle çözüm bulduk. Elimi havaya kaldırdığımda bu "arkadaşınızın veya benim dikkatim dağılıyor" demek. birkaç dakikalık bir sakinlik oluyor bu süre zarfında. Sonrası malum :) Ben hoş görüyorum açıkçası, cin gibi çocuklarımız maşallah. İki teneffüsümüz var, birinde gazoz içiyorlar - 50 kalori. Birinde dondurma yiyorlar 300 kalori. 40 kg bir çocuk bir saat yürüse sadece 24 kalori harcar düşünebiliyor musunuz? Anladınız mı şimdi çocukların niye duramadığını? Çok üzülüyorum yoğun şekerli beslenen bebelere. Kendilerine de velilerine de sürekli "şeker zehirdir" propagandası yapıyorum ama bir yere kadar tabi.

Bebelerim uyanmak üzere, bugünlük bu kadar. Gideyim de cüzümü okuyayım. Yarın devam ederim inşallah. Katkılarını beklerim kardeşim.


Hiç yorum yok: