Ölüm'e Gitmek....

İki günlüğüne Samsun'a geldik. Bir önceki gelişimizi hiç aratmayacak bir gelişle geldik. Ölüm riskine gitmek zordu, "ölüm"e gitmek daha zormuş. Döndüğümüz her kavşak, gördüğümüz her Samsun tabelası içimizi ayrı acıttı. Burada eniştem aramıştı, umut vermişti. Burada namaz kılmıştık, dua etmiştik. Artık hep böyle mi olacak? Eskiden şu yeşillikte durup kahvaltı ettiydik, şu sapaktan girip bir mera bulduyduk, şu parkta bebeleri oynattıydık derdik. Yine diyecek miyiz? Bu acı azalarak mı geçiyor? Peki biz neden ilk günkü gibi ağlıyoruz?

Kızım istemiyor ağlamamı. O uyuyunca doyasıya ağlayabiliyorum. Oğlum neden ağlıyorsun diye sordu. "Kalp hüzünlenir, göz yaşarır oğlum" dedim. Buna engel olamayız. Olmamalıyız da aslında. Cenazenin evden çıkacağı gün ekrabâdan bi hala, yemek yemek istemeyen görümcelerime "yeyun kizum, daha çok ağlayacasunuz" dedi. Künhüne varamamışım o sözün. Daha çok ağlayacağız.

Camiyi görüyoruz. Ezan okunmak üzere. Mezarlığa sürüyor ML. Nasıl gireceğiz kapıdan? ML girdi. Çocukların çıkmasını bekliyorum arabadan. Hayatımızın hiç bir aşamasından izole etmiyoruz kuzularımızı. Farklı hayatları ayın mekanlarda yaşayan insanlarız, o kadar. Biz büyüğüz biraz onlardan, o kadar. Oğlum ve kızım koşuverdiler babalarının ardından. 16 aylık bebeğimi kucağıma aldım. Yasin okuya okuya yürüyorum babamın kabrine doğru. Parmağını uzattı ve "ded de" dedi bebeğim. Babamın sağlıında hiç dede demedi. O da yetmezmiş gibi hem görümcemin kayınvalidesi, hem de eltisi olan nenenin mezarına dönüp "nen ne" demez mi? Derin bir bismillah çekip bebeklerin melâike tâifesinden olduğuna bir daha iman ettim. Bir kez götürmüştüm mezara. Belki de göstererek "ded de, nen ne" demiştim. Kim bilir, belki de onu hatırladı.

Kayınvalidem yandığını hiç göstermedi bize. İlk gün büyük görümcem fenalaşınca, "yapma kizum, beni de kayıbedersun" dedi sadece. Biraz da içerlemiştim sanırım bu acı göstermez haline. Oysa derdi bizmişiz. Üzülmememizi istiyormuş. 20 gündür yanında olan görümceme hep "hiç düşünmez idim o kitecek da pen kalacağum, ben ence elecektum" diyormuş. Ah Dünya ayrılığı ne yamanmışsın.

Yanıyoruz, bağa bahçeye bakıp ağlıyoruz. Eve bakıyoruz, ağlıyoruz. Öyle işte....

Herkesin kendi acısı çok büyük. Herkes kendince acı çekiyor. Peki sen nasıl dayandın?

Hiç yorum yok: