Yaz Kur'an Kursunda bir günümüz nasıl geçti?

video

Günler günleri, aylar ayları ve yıllar yılları kovalıyor. Her yeni gün vazifemi bihakkın yerine getirebilme adına okuyor, çiziyor, konuşuyor, paylaşıyorum. Gelen her gün mesleğimi daha da sevdirirken, geçen her yıl sekînemi artırıyor. Bir de "göreve yeni başlamış çiçeği burnunda öğretici heyecanı" diye bir şey var. Pek severim. Gözleri ışıl ışıldır ilk gün. Bir hafta sonra kaygılar başlar. "Yetiştiremiyorum"lar "susmuyorlar"a dönüşür. Bu yazı yeni göreve başlamış o heyecanlı ve kaygılı yüreklere yazıldı.

Bir yere yetişme kaygısı olmadan, velilerin müfredat baskılarına karşı dik ve kendinden emin durman için biraz zaman gerek sevgili kardeşim. Ve tabi seni destekleyen sen gibi birileri olmalı çevrende. Ümit veren birilerini bulmalısın, kırmadan dökmeden meram anlatan birilerini. Bana öyleleri pek iyi geliyor. Yenileniyorum. Öbür kıyıdan bahsetmeyeceğim. Öbür kıyı şevkimi kırıyor, hizmetimi tökezletiyor, takatten düşürüyor.

Bir günümüz nasıl geçti? Onu anlatayım sana. Belki bir kaç ipucu yakalarsın, belki soruların olur, belki fikir verirsin bana....

18 Oğlan çocuğu bir sınıfta. 10 ve 9 yaşlarında. Aman Yâ Rabbî dediğinizi duyar gibiyim.

Yorgun ve uykusuzlar, fırsattan istifade edip tüm talimleri yaptırıyorum. Haftanın her günü belli ta'limler yapıyoruz. Bugün Fatiha, İhlas Felak, Nas Sûreleri. <Küfüven-küfüfen> gibi, <gul huve - Gül füve> gibi galât-ı meşhurlar düzeltildi. Elif-Ba'daki 17-18. dersler tek tek ta'lim edildi ve mahraclar verildi. Her gün iki üç sayfa toplu Elif-Bâ talimi yapıyoruz. Kim hangi derste olursa olsun tümü katılıyor. Tâlimi hızlandırıp yavaşlatarak, sesimi yükseltip alçaltarak beni taklit etmelerini istiyorum. Bitince bahçeye çıkıyoruz. Bireysel Dönüt almaya başlıyorum. Ben sırayla isimlerini çağırırken diğerleri hangi oyunu oynayacaklarına karar veriyorlar. Onları izlemek bir keyif. İzlediğimin farkındalar. Konuşmama gerek yok. Güveniyorum, yapabilirler. Yakan top oynayacaklar. Birilerini oyuna almıyor güya diğerleri. H adında pek sakin sessiz bir kuzum var. Onu hakem tayin ediyorum. İşler çözülüyor.

Geri dönüt almaya devam ediyorum. Ve izlemeye tabi. Yanlış mahracları tek tek düzeltiyorum. Kavga edenleri çağırıp aynı takıma koyuyorum. H'e diyorum ki önüme gelince, "nasıl gidiyor işler". "hakem olunca işler düzeldi" diyor. Bana sesli olarak kurduğu ilk cümle. Mutluyum. Bu arada 1556 kez "gölgeye geçin paşam" "koçum evden yemek getirin, çöp bunlar yemeyin bunları" "gel sana ev yapımı dondurma tarifi yazayım" "aşkolsun yani, Kur'an çıkan ağza o söz yakıştı mı hiç" gibi cümleler kuruyorum :)

Eski bir elif-ba'daki kelimeleri ve duaları kestirip bir kutuya koydurmuştum. Yine çekingen ve mahracları iyi olan bir paşama o kutuyu veriyorum, Herkesi dolaş üçer kağıt birer sure okut diyorum.

Ve tabi oyun hala devam ediyor. Uzun eşek, istop, elim sende ve sâir oyunlar. Oyun devam eder de kavga olmaz mı. Biri öbürüne vurmuş, öbürü de bunu ittirmiş düşürmüş. Kaçarak uzaklaşan birini görüyorum. Peşinden H'yi yolluyorum. Hallediyor, dönüyor.

İman ve İman'ın Altı esası konusu işlenecek. Malum şarkı söyleniyor tabi. İlgili ayetleri koro halind çığlık çığlığa söylüyoruz. İnkarcı ne demek, vahiy demek. Konuşuyoruz.

Bitiyor dersler. Hiç mi yorulma emaresi olmaz çocuklarda. Yok. Akşama adar oynayabilirler. "Bu çocukları nasıl içeride tutabiliriz" sorusuna cevap aramayı bırakıp, "bu çocukları daha çok nasıl dışarıda tutarız" sorusunu sorduğumuz zaman değişecek sistem.

Hiç yorum yok: