Evimi nasıl toplarım?

Evimizde, yaşarız! Evimizi mobilyalarımız rahat etsin diye tutmadık. Biz, akrabalarımız, komşularımız, arkadaşlarımız ve misafirlerimiz, çocuklarımızın arkadaşları rahat etsin diye tuttuk. Biz pek rahatız, inşallah geleni de rahat ettirebilmişizdir.

Evimizde dibine kadar yaşarız. "Şuraya silgi çöpü dökme, bu kitabı indirme, balkona çıkma, suyla oynama" demeyiz çocuklara. E tabi demememizin sonucu olarak evimiz çabucak dağılır, çabucak kirlenir.

Akşam yemeğimizi yeyince, çocukların yatış saatleri yaklaşınca yani süpürdükten sonra temiz kalabilme oranı artınca, ya salon ve mutfağı ya da diğer 3 odayı önce toparlar ardından süpürürüm. Çocukları yatırırız

Yerleri silerim. Kovaya su ve temiz bezleri koyarım. Yanıma kuru bezleri alırım. Bir su ıslak bezlerle silerim. Sonra kuru bezlerle üstünden geçerim. Tozu da alırım o arada. Bez kirlendi mi tekrar kovaya atmam. Kenara biriktiririm. Onları makinede yikarim. Kovada kalan suyla ya helâyı ya hamamı yıkarım. Bulaşık teli, karbonat, sirke ile lavaboları parıldatırım. Akan sularla günün bütün sıkıntısını yolllarım.

Bunlar çok vaktimi almaz. Gün boyu ev toplayan hâtunlar var. Bana sormayın. Valla bilmiyorum neyi topluyorlar? :) İki akşam böyle.

Peki çocuklara hiç "dağıttığınızı toplayın" demez miyim? Çocukların etrafı dağıttıklarını düşünmüyorum. Ben mutfakta yemek yaparken etrafı dağıtıyor muyum? Hayır, dağıtmıyorum. İş yapabilmek için bir şeyleri bir yerlerden alıp bir yerlere koyuyorum. Çocuğun da işi var gücü var, tüm Dünya'yı anlamaya keşfetmeye çalışıyor. Önünde öyle çok tanıması gereken nesne var ki. Sert mi yumuşak mı, kalın mı ince mi, tatlı mı tuzlu mu? Yeni bir yemeği beğendiğinizde onu yapmaya çalışmıyor musunuz? İşte çocuk da o çaba çerisinde. Yeni bir şey görüyor ve onu keşfe çabalıyor. Her şeyiyle kavramaya çalışıyor. Dışarıdan gözüken şey ise dağıtılıp bırakılmış bir oyuncak kutusu. E be mübarek kardeşim, acaba çocuk onu bir oyun haine getirmiş olabilir mi? Yani sen ikide bir topluyorsun diye, o da ikide bir boşaltıyor olabilir mi o kutuyu? Yani evimizde yaşıyoruz. Eğer evimizi dağıtıyoruz dersek, evde yaşıyor olmayız. Ev toplu dursun diye yaşıyor oluruz ki bu saçmalık olur.

Peki hiç demedim mi, çok dedim, te'sir edemediğimi görünce demekten vazgeçtim. İlk gençliğimden beri anne-çocuk ilişkilerini gözlemliyorum. Vardığım sonuçları, izlediğim yolu anlatayım.

1. Çocuklar düzeni seviyorlar ama lalettayin bir düzen değil. Toplama toplama, toplama, sabır etme görüntüsü altında biriktir biriktir biriktir sonra bunalıp da " yeter artık bıktım" diye söylenince çocuk bundan olumlu manada etkilenmiyor.

2. Çok sıkıştığımda oturup konuşuyorum. "odanız çok dağınık, rahat çalışamıyorsunuz, yemek yapmam gerekiyor, sizinle oynamamı istiyorsunuz, nasıl yapalım, şuraya gitmemiz gerekiyor" diyorum. Konuşuyoruz, bir sonuca varıyoruz. Orta yerinde sıkılıyorlar. Hiçbir şey demeden devam ediyorum toplamaya. "anne hadi şunu yapalım" dediklerinde "işlerimi sıraya koyup yapmayınca herşey birbirine giriyor, sabredin"  diyorum. Eğer böyle sakin sakin konuşmazsam bi süre sonra yükü kaldıramayıp patlıyorum çünkü. Odayı toplamak 15 dakika, patladıktan sonra çocukları tamir etmek akşama kadar. Diyorum ki kendine sabret kızım, aktif sabret. Biriktirme, içine atma, patladığında olacakları düşün, çocuklar birdenbire tüm dediklerini yapar konuma gelmeyecekler, bilakis daha da mızıldanacaklar"

3. Derin derin nefes alıp iki bardak su içmek... Çocuklarla aramızda parola gibi oldu. Anlıyorlar ki annemiz iyi değil. Bazen de "Bi mola verebilir miyiz, iyi değilim" derim. Hemen beden teması kurmak isterler, sarılırız, yanyana yatarız. "Biraz konuşmak istemiyorum" derim.

"Gece ev süpürülmez" der eskiler. Efenim ellerindeki çalı süpürgesi, gece de ışık yok imiş. o şartlarda gece ev süpürülmez tabii ki. Fıkhen herhangi bir sıkıntı yok.

Tabi bunu rutine bağlayamıyorum. Çok hareketli bir hayatımız var. Birdenbire katılmamız gereken bir davet çıkabiliyor. Birdenbire evimize birileri gelebiliyor. O zaman bu planlar suya düşüyor. Bazen evi olduğu gibi bırakıp oturup yazıyorum. Hiç de pişman olmuyorum. Dağınıklıktan da tozdan da ölmüyoruz. Bir de o günn ev işi yapmadığımda aslında gün boyu ne kadar iş yaptığım çıkıyor ortaya :) Onu seviyorum.

İki gün üstüste atlamadan bu temizliği yaptıysam Allaha şükrederim.
Üçüncü akşam da çamaşır katlar yerleştiririm.
Bik bik bik. Minik minik minik.
Hem severim kıyafetleri hem yerlestiririm.
Yemeği gündüz yaparım. Onu da sonra anlatırım.

Hiç yorum yok: