Yardım Faaliyetleri

Bu burada bir dursun.
Kim yardım faaliyetlerine katkıda bulunmak istiyorum derse, buraya yönlendirelim inşallah.
Paylaşabilirsiniz.
 
 
1. Karabük Üniversitesi'ndeki yüzlerce gençle birebir veya dolaylı olarak irtibat haindeyim. Perşembe Fıkıh halkamız 70'e çıktı bugün. Cuma Namazında üniversiteli gençlerle buluşuyoruz yine. Bir ders de bu pazar başlıyor. 120 kişiye haber verdik şimdilik. Yani derdini dinlediğim, gözüne baktığım çok öğrenci var kardeşler. Babası vefat edip yurt taksidi veremeyen de oluyor, elektrik-elektronik okurken beş parasız günler geçiren, faturaları biriken de. Hasıl-ı Kelam bir öğrenciye aylarca burs verme yoluyla da olur, bir seferlik yüklü bir yardım da olur. Onu siz belirleyin. Ama ihtiyaç sahibi çok öğrenci var. Unutmayın.
 
               hocaanne@gmail.com
 
Yağmur Derneği Hesap NO:
ALBARAKA KARABÜK ŞUBESİ
TR 92 0020 3000 0222 7027 0000 01
Zehra SÖYLEMEZ adına yatırılacak.
Açıklama kısmına verilmesini istediğiniz yeri yazabilirsiniz, takip ediliyor.
Bana mail atarsanız takibini yapıyorum.
 
2. Karabük'te yüzlerce muhacir aile var. Yüzlerce... 4 kişilik aile de var 14 kişilik de. Tek başına yaşayan da var, 3 aile bir arada kalan da. Fakat şunu net olarak söyleyebilirim, bu yazıyı okuyanların çoğusunu bağlasam o ailelerin oturdukları evde oturmazlar. Ben de durmam. Eşim öyle bir evde oturmayı teklif etse olay çıkarırım herhalde. Onlar oturmadığımız evlerde oturuyor, giymediklerimizi giyiyor, yemediklerimizi yiyorlar. Af Allahım, nasıl hesab vereceğiz. Hasıl-ı Kelam bir muhacir aileye her ay yardım etmek mi istersiniz, bir sefer para göndermek mi? Siz belirleyin. Çok zor durumdalar ve gelmeye devam ediyorlar, unutmayın.
 
               hocaanne@gmail.com
 
Yağmur Derneği Hesap NO:
ALBARAKA KARABÜK ŞUBESİ
TR 92 0020 3000 0222 7027 0000 01
Zehra SÖYLEMEZ adına yatırılacak.
Açıklama kısmına verilmesini istediğiniz yeri yazabilirsiniz, takip ediliyor.
Bana mail atarsanız takibini yapıyorum.
 
3. Maddi gücüm yok, ama bedeni gücüm var. Para veremesem de eşya taşırım, ütü yaparım, gider bir çay içer dert dinlerim diyorsanız ve Karabük'te iseniz beni bulun. Yok değilseniz bana mail atın. Olduğunuz yerde birilerini buluruz evvelAllah.
 
4. Bir de şöyle bir güzellik var.





Burkina Faso neresi yahu? Biz şimdi cami yaptırabilir miyiz oraya yani? İnsanların bir nefes alacak camisi yok mu yani? Çocuklarına Kur'an öğretecekleri, ilahiler okuyacakları bir camileri yok mu? Eman Yâ Rabbî! Hadi bir el atalım kardeşler.

 
 
 
Fî Emanillah

şiir

taze kozalakların şifâlı selamını götürmek isterdim
Dünya'daki tüm astımlı çocuklara 
ve taze yaban fındıklarının selamını dedemin mezarına
ve böğürtlen ve kuşburnu ve likarba
ve tüm çalılık bitkilerinin gücü adına
altınçilek gibi havalı bir ismi yoktur 
bunu Evren bilir diye topladım,
ve yaban elması ve yaban eriği ve yaban yanlarım
yemiş toplarken neyi düşünürüm neye ağlarım
bunu bilen yalnız çok yakın dostlarım
yaşamayı bileli yazdım ben bir şiir
umarım şiir beğenilmez, 
zira daha ilk denemede
şiir yazmaktan vazgeçilmez

Islak Mendil, Peçete ve Kağıt Havlu olmada yaşamak mümkün mü?

Mümkün. Ben bunların hiçbirini evime sokmuyorum. Belirteyim. En büyüğü altı yaşında üç çocuğum var 
smile ifade simgesi
Evde çocuğumun burnu aktığında : "Peçete almaya git, çocuğun yanına dön, çocuğun burnunu sil, peçeteyi atmaya git" yapacağıma, "lavaboya git, çocuğun burnunu yıka, havluyla sil" yapıyorum.
Çocuğum yemek yerken, boya yaparken ellerini kirlettiğinde ellerini ağzını güzelce yıkıyorum. Kendim de keza ve keza.
Sinüzitimi kendim kendime, ilaçsız, doktorsuz "mendili terketmekle" yendim. Herkeşlere tavsiye ederim.
Sesinizi duyar gibiyim. Eeee, peki dışarıda? Uzun yolculuk veya pikniklerde arabanın arkasına galon galon su alıyorum smile ifade simgesi Çocuk kirlendikçe uzun yolculukta arabayı durdurup piknikte bagajın üstüne oturtup miss gibi elini ağzını ayaklarını yıkıyorum.
Cami : hih, hih, hih. Şadırvan var.
Tarihi Gezinti Yerleri : Lavabo var, çeşme var.
Doğa Yürüyüşü : Yanımıza su alıyorum.
Bebeğin altını temizlerken : Her seferinde yıkıyorum. Hayır, hasta olmuyor. Soğuk hasta yapmaz, mikrop hasta yapar smile ifade simgesi
Mutfakta: Annem sağ olsun her gelişinde bir paket sarı bez getirir. Ben onları hiç atmam. Kirlenir bir leğene koyarım. Bir makinelik biriktiğinde 60 derecede zeytinyağlı sabunla yıkarım.
Yer temizliğinde: Klasik Türk kadınıyım. Bi havlu lekelenmeyegörsün, bi atlet eprimeyegörsün. Hop, yer bezi yaparım. Aynen onları da bi makine kadar kirlenince 60 derecede zeytinyağlı sabunla yıkarım.
Öyle işte. Çok mu zor? Yooo, bence kolay.
Görüntüleri izlemedim ama örüntüleri izledim. Ve zihnimin kenarına tek tek not ettim, ucunu kıvırdım, aradığımda bulacağım. Kuzularım "ne oldu o zamanlar" diye sorarsa bana yaşadıklarımızın oluşturduğu hisleri anlatacağım.
Yakın tarihimizi okuyorum. Hep mi desise, hep mi hile! Hayme Ana dedi ki "Ekmeği pişiren de ateş, yakan da". Pişecek miyiz milletçe yanacak mıyız bilmem ki!

Olaylar süre giderken bebelerimle delicesine oyun oynuyor oluyorum hep. Enerjimden çalıyor elbet, ama buna izin vermemeye çalışıyorum. Olayları geriden takip etmek işe yarıyor.. Ama twitter tam bi belâ. Anlık haber paylaşma öylesine sardı ki bünyelerimizi! Babamın okuduğu bir twit'e "e o çok eski" dedim, iki haftalık çıktı. İki hafta nasıl eski olabilir. Halbuki Dünya tarihnde 100 yıl dün gibi sayılır.

Buraya taşınalı tam 14 ay oldu. Her gün ama her gün bir arkadaşları geliyor eve. Geçen gün aynı anda benimkilerle birlikte tam 8 çocuk saydım. Anneleri oldu mu pek güzel oynayamıyorlar, nazlanıyorlar annelerine. Ama anneler çekiliverdi mi, oyun başlıyor. Delicesine oyun. Saklan, tırman, kay. Koş, yakala, ebele. Taş topla, toprağa bulan, su dök. Boya, çiz, yaz. Hiç mi durmaz insan. Hiç durmuyorlar. "Aaaaa, bulutlara bakın" diyorum. Konuşuyoruz bulutlar üstüne, dağlar üstüne, hepsinin üstüne, hep SENİN(celle celaluhu) üstüne.

Benim adım Hıdır. Yetiştiğim veya yetişemediğim şeyler var. Yetişemediğim şeyleri gündem olmaktan çıkarınca sorun kalmıyor. O yazlıklar öyle düzensizce duruversin birkaç gün daha. Havalandırılmayıversin o yorganlar. Bir gün daha.

Her gün yaparsam işlerimin yolunda gittiği şeyler de var. Her gün bir posta çamaşır atarsam, dünkü çamaşırları da katlarsam benden iyisi yok. 17 çift çorap aldı bebelere. 17 çift. 5 Badem'e 5 Zeytin'e 7 Deniz'e. Kasiyer gençlere hep dua ederim. Allah yardımcınız olsun derim ta içimden gelerek. Zor çünkü. Tek tek insanlarla uğraşmak. Allah yardımcıları olsun.

Her gün saat 10 civarında çöp kamyonu geliyor. Her gün çıkıyor benim bebeler balkona. Amcalara kolay gelsin demeye. Maazallah onlar kolay gelsin demezse kolay gelmez amcalara :) Çocuklarıma hiç "hadi teşekkür et, hadi hoş geldin de, hadi kolay gelsin de" demedim. Demem. Kızım baştan utangaç yaklaşır misafirlere. Benim pek hoşuma gider açıkçası o mahcûb hali, pek yakıştırırım. Ben derim hoş geldin, ben derim kolay gelsin, ben derim teşekkür ederim. Onlar da öğreniveririr nerede ne denir. Gitgide oturur yerine kavramlar. O zaman bir şey demene gerek kalmadan bebeler kelimeleri sıralar.

Elif Ba Şarkısı söylüyoruz bütün gün evde. Badem oğlum'a defalarca teklif etmişimdir Kur'an Elif-Bâ'sı öğrenmeyi. Gel gör ki Zeytin Kızım abişinden daha hevesli. Velhasıl iki haftadır badem oğlum da heves etti. Biri tepemde, biri kucağımda biri yanımda.
Başlıyoruz hep birlikte saymaya.
Elif bâ tâ sâ cîm hâ hâ,
dâl zel râ zâ sîn şîn sâd dâd
tâ zâ ayn gayn fâ gâf kef lâm
min nun vâv hâ lamelif yâ

Hemen arka sayfaya geçmek istiyorlar. Hih hih hih. Yok anam yok geçirmem. Hazır değiller ki. Hele kızım, dili dönmüyor daha. Henüz 4 yaşında. Sayfayı çevirseler de diyorum ki hadi o zaman bulmaca. Nerede elif, "aaa burda". Nerede cîm, "işte şurdaaa" 5 dakika ya sürüyor ya sürmüyor bu fasıl. Yeter de artar bile. Az gidelim öz gidelim. Herkeslere yavaşlık tavsiye ederim.

Deniz oğlum eliyle koluyla az buçuk kelimeleriyle her merâmını anlatıyor artık. E biz de bu sebepten epeyce rahatladık. Derdini anlayana kadar bebe ağlarken annenin telâşı pek zorlayıcı bir süreç. İşte onu da geride bıraktık.

Bundan altı yıl önce bugünlerde, 3 aylık bebem vardı elimde. Daha hiçbir şey okumamıştım doğru dürüst. Daha çok önemli tavsiyelerde bulunmamıştı çoğu kimse. İçimde bir ses vardı fısıl fısıl fısıldayan. Diyordu ki bana "bebeğin sana doğruyu söyleyecek, ona bak, onun badem gözlerine, doğruyu orada bulacaksın, bir de kalbinin tâ derinlerinde"

Bundan tam yedi yıl önce bugün ben. Anne olacağımı öğrenmiştim desem. Ne kutlu gün!

orman

Ormana gideriz. Arabanın motoru durduğu anda içimdeki "e buraya gelene kadar da lpg tükettin ama" sesi de dahil olmak üzere tüm sesleri sustururum. O kuş sesleri, çürüyen veya yeşeren meyveler, yemişler. Her gün bir yenisini tanıdığım ağaçlar ve onların yaprakları, dalları, filizleri. İçimdeki seslerin her birini bir başka şey susturur. Bir hışırtı, bir kıpırtı, bir koku, bir tat.

Anne Café bir yerlerde okuduğu bir sözü paylaşmıştı. (anne cafe olmasa biz blogger'ların hali ne olurdu acep :) "Bugün yazacağım dediğim hiç bir şeyi yarın yazamadım" tadında bir söz. Niye bilmiyorum. Bugün zihnimde hiç farketmeden bir çok yazmış oluyorum ve yarın o cümlelere ulaşamıyorum. Emzirmekten midir, nedir? Bilmiyorum. Ama bugün ile ilgili bir şeyler çızıktırmak iyi. Gençlerle bir arada olmak da iyi. Mescid'de sohbet yapmak da iyi. Bu zamanda genç olmayı konuşmak da iyi. Elhamdülillah.


gökkuşağını gördünüz mü?

bugün şöyle geçsin kayıtlara, KBÜ İLH, ilk ders






ML yedirmedi bunu :)

keçi kızım.

dereye iniyor, kendi yaptığı oltası ile balık tutmaya

iniyor, çıkıyor, keşfediyor. evet o deniz oğlan ve evet çok büyüdü

bunu da yedirmedi :)

şuraya doğru ilerlersek, balık bulabilirmişiz.

sarıçiçek dağına bakarkene....

tazecik ağaç, boyuna bakmadan bir de palamut vermiş

yolda bir kemik bulup Karabaş'a veririz diye almıştık. bu hayvancağızın nasibiymiş. benim bebeleri gören hayvanlar bir uysallaşıyor, bir duruluyor.

karşıdan karşıya geçti, sevdiği ekmeklerden seçti, para verdi, para üstü aldı, kolay gelsin dedi, karşıdan karşıya geçti yine. hiç karışmadık, abartmadık. yapılabilir şeyleri çok büyütüyoruz sanki ne bileyim. altı üstü ekmek almak. ben kendimi bildim bileli kaç sokak geçip giderdim.


ve bugünün hasılatı.


Buraya kadar geldin mi okur? E maşallah sana.