Görüntüleri izlemedim ama örüntüleri izledim. Ve zihnimin kenarına tek tek not ettim, ucunu kıvırdım, aradığımda bulacağım. Kuzularım "ne oldu o zamanlar" diye sorarsa bana yaşadıklarımızın oluşturduğu hisleri anlatacağım.
Yakın tarihimizi okuyorum. Hep mi desise, hep mi hile! Hayme Ana dedi ki "Ekmeği pişiren de ateş, yakan da". Pişecek miyiz milletçe yanacak mıyız bilmem ki!

Olaylar süre giderken bebelerimle delicesine oyun oynuyor oluyorum hep. Enerjimden çalıyor elbet, ama buna izin vermemeye çalışıyorum. Olayları geriden takip etmek işe yarıyor.. Ama twitter tam bi belâ. Anlık haber paylaşma öylesine sardı ki bünyelerimizi! Babamın okuduğu bir twit'e "e o çok eski" dedim, iki haftalık çıktı. İki hafta nasıl eski olabilir. Halbuki Dünya tarihnde 100 yıl dün gibi sayılır.

Buraya taşınalı tam 14 ay oldu. Her gün ama her gün bir arkadaşları geliyor eve. Geçen gün aynı anda benimkilerle birlikte tam 8 çocuk saydım. Anneleri oldu mu pek güzel oynayamıyorlar, nazlanıyorlar annelerine. Ama anneler çekiliverdi mi, oyun başlıyor. Delicesine oyun. Saklan, tırman, kay. Koş, yakala, ebele. Taş topla, toprağa bulan, su dök. Boya, çiz, yaz. Hiç mi durmaz insan. Hiç durmuyorlar. "Aaaaa, bulutlara bakın" diyorum. Konuşuyoruz bulutlar üstüne, dağlar üstüne, hepsinin üstüne, hep SENİN(celle celaluhu) üstüne.

Benim adım Hıdır. Yetiştiğim veya yetişemediğim şeyler var. Yetişemediğim şeyleri gündem olmaktan çıkarınca sorun kalmıyor. O yazlıklar öyle düzensizce duruversin birkaç gün daha. Havalandırılmayıversin o yorganlar. Bir gün daha.

Her gün yaparsam işlerimin yolunda gittiği şeyler de var. Her gün bir posta çamaşır atarsam, dünkü çamaşırları da katlarsam benden iyisi yok. 17 çift çorap aldı bebelere. 17 çift. 5 Badem'e 5 Zeytin'e 7 Deniz'e. Kasiyer gençlere hep dua ederim. Allah yardımcınız olsun derim ta içimden gelerek. Zor çünkü. Tek tek insanlarla uğraşmak. Allah yardımcıları olsun.

Her gün saat 10 civarında çöp kamyonu geliyor. Her gün çıkıyor benim bebeler balkona. Amcalara kolay gelsin demeye. Maazallah onlar kolay gelsin demezse kolay gelmez amcalara :) Çocuklarıma hiç "hadi teşekkür et, hadi hoş geldin de, hadi kolay gelsin de" demedim. Demem. Kızım baştan utangaç yaklaşır misafirlere. Benim pek hoşuma gider açıkçası o mahcûb hali, pek yakıştırırım. Ben derim hoş geldin, ben derim kolay gelsin, ben derim teşekkür ederim. Onlar da öğreniveririr nerede ne denir. Gitgide oturur yerine kavramlar. O zaman bir şey demene gerek kalmadan bebeler kelimeleri sıralar.

Elif Ba Şarkısı söylüyoruz bütün gün evde. Badem oğlum'a defalarca teklif etmişimdir Kur'an Elif-Bâ'sı öğrenmeyi. Gel gör ki Zeytin Kızım abişinden daha hevesli. Velhasıl iki haftadır badem oğlum da heves etti. Biri tepemde, biri kucağımda biri yanımda.
Başlıyoruz hep birlikte saymaya.
Elif bâ tâ sâ cîm hâ hâ,
dâl zel râ zâ sîn şîn sâd dâd
tâ zâ ayn gayn fâ gâf kef lâm
min nun vâv hâ lamelif yâ

Hemen arka sayfaya geçmek istiyorlar. Hih hih hih. Yok anam yok geçirmem. Hazır değiller ki. Hele kızım, dili dönmüyor daha. Henüz 4 yaşında. Sayfayı çevirseler de diyorum ki hadi o zaman bulmaca. Nerede elif, "aaa burda". Nerede cîm, "işte şurdaaa" 5 dakika ya sürüyor ya sürmüyor bu fasıl. Yeter de artar bile. Az gidelim öz gidelim. Herkeslere yavaşlık tavsiye ederim.

Deniz oğlum eliyle koluyla az buçuk kelimeleriyle her merâmını anlatıyor artık. E biz de bu sebepten epeyce rahatladık. Derdini anlayana kadar bebe ağlarken annenin telâşı pek zorlayıcı bir süreç. İşte onu da geride bıraktık.

Bundan altı yıl önce bugünlerde, 3 aylık bebem vardı elimde. Daha hiçbir şey okumamıştım doğru dürüst. Daha çok önemli tavsiyelerde bulunmamıştı çoğu kimse. İçimde bir ses vardı fısıl fısıl fısıldayan. Diyordu ki bana "bebeğin sana doğruyu söyleyecek, ona bak, onun badem gözlerine, doğruyu orada bulacaksın, bir de kalbinin tâ derinlerinde"

Bundan tam yedi yıl önce bugün ben. Anne olacağımı öğrenmiştim desem. Ne kutlu gün!

Hiç yorum yok: