günce....

Sorunsuz bir hayat istiyoruz. Hep derim bunu. Yine diyeyim. Kimse tercihlerimi eleştirmesin. Kimse yorum yapmasın. Kimse kalbimi kırmasın. Kimse yoluma çıkmasın. Kendimden biliyorum bunu. Ama yok ki böyle bir Dünya. Türk-İslam, İslam, Batı, Rus klasiklerini daha oy kullanamadan bitirmiş biri olarak ben böyle 'Dünya'sı olan bir roman-hikaye-öykü kahramanı görmedim. Roman-Hikaye ve Öykü bize gerçeği tasvir eder mi? Elcevab, tam olarak tasvir etmese de fikir verir.

Ben üç çocuklu, orta ölçekli tarihi bir ilçede yaşayan, devlet memurluğu yapan bir kadınım. Hayatım herkesinki kadar basit ve herkesinki kadar karmaşıktır. Zihnim tüm gün ev işleri, büro işleri, öğrenci işleri, örgü işleri, ekim dikim işleri ve yazı işleri ile dopdoludur. Snapslerim bağlantıları kurar, hangi malzemeden ne kadar kaldı, şunu ML yemez bunu ise badem, ikisinin de yediği tek yemeği dün pişirmiştim bugün ne pişirsem, hangi tohum nerede, hangi öğrencinin hangi meselesi çözülecekti, nereye ziyaret yapılacaktı.... Liste uzar gider. Bağlantıları kurar, yoluma devam ederim. Kuramadığım bağlantılar, ve ağlantılar olur. Ağlamaya vakit bulamam bazen evet. Sonra vakti zamanı gelince ki bu ayda bir olur genelde ağlar ağlar ağlarım. sonra bir çay koyar kafayı toplarım. Gecelerin kadınıyım. Hiç sevmiyorum böyle olmalı ama gecede farklı bir şey var. Geceyarısına gelirken doğmuş olmam etkili mi bunda bilmiyorum. Bir de 8 Kasım'da doğdum sevgili okur. Bir de mail adresim köşede yazıyor. Hani bi doğum günü mesajı falan atmak istersin. Bilmem anlatabiliyor muyum? At yani. Ben insanlarla mutlu oluyorum.

Ben insanlarla mutlu oluyorum ama insanlar, işte şu homo sapiens çok üzüyor beni bazen. Yüzüme yüzüme hayat tercihlerimi sorguluyorlar, hem de hakkımda hiç bir şey bilmezken, hem de daha demin tanışmışken. Yazık bana. Yazık hepimize. Niye böyle yapıyoruz ki. Neden daha demin tanıştığı bir insanı, hem de yolculuğunun neresinde olduğunu bilmezken, kendi tercihinin veya yengesinin o konudaki bilgisinin doğruluğuna inandırmak ister insan? Ben yine olumlu düşüneceğim. Hep iyi olsun istiyoruz herkes. Ondan oluyor bunlar. De mi okur? He de gurban!







cumartesi günü baba ile badem oğlan balık tutmaya gittiler. bir grup üniversite öğrencisi ile. tutamadılar o ayrı. üç senelik hayali gerçek oldu badem oğlumun, ben ona bakarım. Ben de kaptım bebeleri çıktım dışarı. Amanın iki çocukla hele de biri pusette iken gezmek ne kolaymış. hatta bir ara zeytin kızım oturdu pusete, kucağına da deniz oğlum. e bundan iyisi Şam'da kayısı. biraz yürüyüp, komşulara selam verip attık kendimizi toplu taşıma'ya. Zeytin kız sevinç içerisinde. Deniz oğlan şaşkınlıktan küçük dilini yutacak. Öyle sevdi ki minibüsü. İndik minibüsten doğru kütüphaneye. Badem ile zeyti'in birbirlerini özlemelerine bayılıyorum. Abisi için bir kitap seçti kızım. Bak anne abim bunu sever diyerek. Geçen sefer "resim/heykel" isimli kitabını aldığımız serinin "sinema" isimli kitabını getirmiş tatlı kızçem. Kaliteli çocuk kitabı bulmak pek zor. Geçen eski ev komşum, kadim kalp komşum Gönül ile de konuştuk bunu. 11 yaşındaki oğluna kitap bulmakta zorlandığını söyledi. Gerekirse okuyorum, iyice inceliyorum diye ekledi. Ben beğendiklerimi masanın üzerine koydum, kızçem de koydu. Şu mu bu mu derken seçtik bir şeyler. Eskiden aldığımız kitapları raflarda gördük. Dokunduk, kimini tekrar okuduk. En sevindiğimiz şey ise "eve dönelim küçük ayı"nın diğer kitabını bulmak oldu. "aferin küçük ayı". Kitap tam olarak duru bir su gibi. Öyle akıyor insanın içine ılık ılık. Biraz yürüdük, dinlenmek istedi kızım. Oturduk bir banka. Kitabımı çıkardım. Bana da okusana anne dedi. Okudum. Biri pusette biri yanımda iki bebeye Ivan I llich okudum. Akşamın kızılı idi her yan,sanki bir rüyadaydık. Ardından yürüdük, dinlendik, yürüdük, dünlendik derken camiye varıverdik. Akşam namazı kıldık. Sonra kent meydanına attık kendimizi. AVM benzeri bir şey var. Asansörü cam'dan. Binmek istedi kızım. Bindik. Güya binip ineceğiz. Meğer ilk katta dışarıyı ikinci katta oyuncakları görüyormuşsun. Elmecbur, girdik ışılıtılı oyuncaklar Dünya'sına. Deniz oğlum birinden iniyor birine biniyor. Sağolsun hiç sormuyor neden hareket etmiyor bu diye. Kızçem ise birkaç şeye bindi, oynadı. Doldurduğum kartın içindeki para bitince söyledim bittiğini. "Neyse anne neyse, bir daha badem ile geliriz, o zaman da şunlara binerim" dedi. Can kızım. Deniz oğlanı oradan götürmek çok zor oldu tabi. Zaman kavramı yok ki herifçikte :)














bugün ise önce bir hacc ziyareti yaptık. ne ziyaretti ama. ardından bolca yürüyüşe ihtiyacımız oldu. badem oğlan'la birbirimize girdik. başkalarının yanında olmayaydı iyiydi. neyse toparladık. o sahneyi unutmayacağım. diğerlerini sileceğim. banka oturdum. sallanıyorlar bakıyorum. geldi yanıma oturdu. biraz yanaştı, sonra biraz daha. kızgın mısın dedi. hayır üzgünüm dedim. biraz daha yanaştı ve sarıldı. uyyy, yerum oni. barıştık mı dedi. küsmedik ki dedim. öyle işte. bu gün de bitti. imtihanlarımızdan kolaylıkla geçebilmişizdir inşallah.


Hiç yorum yok: