günce....

Bismillah ve ala milleti rasulillah
Alllahın adı ve Rasulünün dini üzere...

Bu sene yoğunluğumun olduğu saatlere göre mesaimi ayarlayabilme imkanı doğdu. Bu güzel, bu pek güzel. Bebelerimle ilgilenen kızların okullarının 17'de başlaması ilaç gibi geldi. iki sabah dersim oluyor. o sabahlarda öğleden sonraya program koymuyorum. fakat diğer sabahlar boş nöbete gitmektense öğleden sonra halledilecek işleri hallediyorum. bugün 4 saat içerisinee kısa bir gündem toplantısı, yakup köse konferansı ve genel toplantı sıkıştı. elhamdülillah. aile ve dini rehberlik bürosunda neler yapılabilir haftaya tek tek yazacağım inşallah. biraz daha otursun zihnim. her yazının bir zamanı vardır derler.

toplantıda e hocanın kızı da vardı. o da raporlu okulsuz gillerden. anne desen tam olarak eğitim hayatın içinde kafasına sahip. bize gidelim mi dedim. geçen haftasonu ailesiyle geldiği eve gitmeyi yadırgamadı. anneden de izni kaptık. ikizlersiz olur mu, hazırlanın gelin hemen dedim. geliverdiler. üç evde, üç de getirdim tam altı bebe. değmeyin keyfimize.

eşim eve çıktı. balkondan bakarken şu ipi atsana dedi. birdenbire gelişti olaylar. ipi oraya bağladık ve tarzan doldu ortalık. tam düştüğü anın resmini çizdi oğlu tabi hemen eve çıkıp. fotografik adamım. biraz sallan biraz düş derken sıkıldılar. 6 tane kağıt bardağı bahçenin her yerine sakladım. buluyorlar diğerini arrarken onu da saklıyorum. yarım saat arattırdım. onlar buldu ben sakladım, ben buldum onlar sakladı.

bahçemize hep gelen m ve e isimli delikanlıların arkadaşı ile tanışmıştık. basketbol toğunu nasıl şişireceğimizi öğretmişti bize. ben de size söyleyeyim de şaşırın. şırınganın sivri ucunu kargaburun ile azıcık kesip şişirebilirsiniz basketbol topunu. bisikletçide çalışmış meğer veled. bugün de bisiklet tekeri sönmüş abla, şişireyim mi dedi. aldı götürdü şişirmeye. sağolsun.

oğlum arka tarafta biraz çimento karışmış bir kum buldu. bir bardaktan bir barrdağa döküyor, çığlık çığlığa gülüyor sonra. geliverdi yanıma. yine döktü bir bardaktan bir bardağa. ince bir toz çıkıyor bu işlemin sonunda. öhö öhö yap anne diyor. güya yüzümü toza bulayacak, beni kızdıracak, ben de onu kovalayacağım. Allah'tan mahalleden abileri geldi de kurtuldum bu oyundan :)

kızlar harıl harıl yemek hazırladılar. hangisi dedi hatırlayamadım. ama biri akşam oluyor dedi. süpürmeyi kestim ve gökyüzüne baktım. amanın pembe kırmızı turuncu karışımı bulutlar. çocuklar bulutlara bakın, eden böyle olmuşlar dedim. bir sürü fikir havada uçuştu. önceden olsa işte güneş ışınları falan derdim. canım mervesoc. içimize işledi her cümlesi.

eve girmek bir olay, kuru pilav-yoğurt üçlemesi bir olay, merdivenlerde süngerle kaymak bir olay. tam yarım saat, tam altı çocuk. bana tek kelime etmediler. mutfağımı topladım, makineyi bile çalıştırdım. öhöm öhöm eşim de yoktu yani.

eşim geldi, yatsı ezanları okunurken kızları evlerine bıraktı. üç çocuk ne azmış deyiverdim. herkes kendi ödevine daldı. biraz elif-bâ okuduk. zeyin kızım e-i-û sayfasını sever. badem oğlum ise elif-bâ-tâ sayfasının satır sattır değil, sütun okumak ister. herkesin gönlünü yaptık. ve hadi yataklara dedik.

uzun zamandan sonra dişe dokunur bir yazı yazabildim, tashih ettim gönderdim. dua et okur. beğensin üstâdem.










Hiç yorum yok: