ekran ve biz....

O kadar çok düşündüm, okudum, yazdım, konuştum ki bu "ekran ve biz" meselesini. Ortalama yanlışları ben de yaptım muhtemelen. Biz ekranla bu kadar bağlantılı ilk nesiliz. Bu sebeple de el yordamıyla buluyoruz yolumuzu. Bizim yolumuz şu.

* Evde televizyon yok. Çünkü eşim de ben de istemiyoruz. Bak bu tu kaka demiyoruz çocuklarımıza. Annelerimizin ve kardeşlerimizin evlerinde televizyon var. Bir günden bir güne de çocuklarım anne neden bizim yok demediler. Kız kardeşimin evinde sinema sistemi var. Oğlum keşke bizde de olsa dedi. "İnşallah, bir planlama yapalım" dedik. Yani ekrana düşman değiliz. Günü gelince neden evimizde tv yok, biz de alalım derlerse ne izlemek isteyip de izleyemediklerini sorarım. İhtiyacını doğru tespit edip karşılarım.

* Akıllı telefon her daim çocukların ellerinin altında. Skywiew, Diyanet Elif-Bâ uygulamalarını kullanırlar. Fotoğraf ve Video uygulamalarına bakarlar bazen. Bir de istedikleri çizgi filmleri söylerler açarım. Bu rahatlık büyük bir sorun teşkil etmiyor. Yani saatlerce ellerinde telefon ile gezmiyorlar. Neden?

* Haftalık bir rutinimiz var. Postaneye, kütüphaneye, kırtasiyeye, pazara, kasaba, ormana, müftülüğe(fetva nöbetine benimle geliyorlar), parka, eski çarşıya (Safranbolu) gideriz. Araba eşimde ise mahallede yürüyüşe çıkarız. Ya da ben toprakla uğraşırken oynarlar bahçede. Her çeşit yap-boz oyuncağı pek severler. Oğlum çizim, kızçem evcilik, minik oğlum ise araba delisi. İlle gün içinde bir süre yalnız oynarlar. E arkadaşları gelir okul çıkışı.Bazen biz misafirliğe gideriz. Baba gelince yemeğe kadar delicesine oyun. Yaklaşık bir saat. Koşmalı atlamalı zıplamalı. Akşam namazında cemaat yaparız. Yemek zaten bir fasıl. Kakara kikiri sofrayı taşırlar ben de çarçabuk dizerim. E yatma faslı. Baba ya da anne 10-15 dakika başlarında namaz sure ve dualarını okuruz. Yani bu kadar işin arasında ne kadar fazla izleyebilirler ki?

* İzin vermek kelimesinden hiç hazzetmiyorum. "Anne şuna izin veriyor musun" cümlesini duyduğumda çocuğumun kişisel sınırları ve benim onun koruyucusu oluşum üzerine düşünürüm. Mesela büyük oğlum daha çok ihtiyaç duyuyor ekrana. Bakınız ihtiyaç diyorum. Daha düşkün demiyorum. Çocuğun ekrana boş bakması ile onu eğitime dönüştürmek arasında çok fark var. Bir akşam misafirliğe gittik. Kızımın arkadaşına. Evde büyük bir kız daha var. Biraz takıldılar oğlum ile. Kız sıkıldı. Oğlum telefonu istedi. Ev sahibinin şaşkın bakışları arasında çantam şurada dedim. Oğlum telefonu aldı. (İçinde sim kart yok, yani sadece wi-fi olan ortamlarda net erişimi oluyor) Görüntüleri açtı. 'Rafadan Tayfa'dan çektiği bir ekran görüntüsünü çizmeye çalıştı. Olmadı yardım istedi. Yardım ettim. Sonra gitti boya kalemleri istedi ve boyadı. Yani teknolojiye esir değil teknolojiyi kullanıyor. Çünkü ben de öyle yapıyorum. Onların yanında az da olsa ekran karşısında oluyorum. Ve bundan da hiç çekinmiyorum.  Ne yapıyorsun anne sorusuna "Yazı yazıyorum, falanca şeyi okuyorum, falanca şeyi araştırıyorum, arkadaşımla yazışıyorum, biri soru sormuş onu cevaplıyorum" diyerek dosdoğru cevaplar veriyorum. Ekranla ile ilgili bir işi varsa konuşup anlaşıyoruz. Gözümü nereye çevirsem çocuğunun ekran süresinin nasıl kısıtlanacağına dair yazılar okuyor, tartışmalar görüyorum. Bu kolaycılık. Böyle olmaz. Sen ekrana bakacaksın, onu yatırıp ekranın sesini kısacaksın, elinde tüm gün akıllı telefon olacak ama çocuk eline alınca olay çıkaracaksın, çocuk da bunu yiyecek. Yemez. NET.

Hiç yorum yok: