"Her şey ben yaşarken oldu"

Öğlenleyin yemeklerimizi alıp dışarı çıkarız çocuklarla. Dün de öyle yaptık. Büroda az işim vardı. Uğradık. Yere yaygı yaydım, yediler. Bürodaki nöbetçi arkadaşla muhabbet ettiler. Namazımı da kıldım, yol aldık kütüphaneye. Yolda bir yığın budanmış çam dalı gördük. Attık birini arabaya. Uygun bir yere dikilmek üzere. Oğlumun hayali bu aralar hep bunu üzerine. Ağaç dikmek. Benim küçük ağacım....

Bir yılı aşkındır düzenli olarak kütüphaneye gideriz. Ödünç alınabilen kitapların çoğunu tanıdılar artık. Demirbaş kitapları orada okuruz. Beş dakikada çıktığımız da olur. İki saat kaldığımız da. Dün sanırım 45 dakika kaldık. Kütüphanede buradaki MYO'nun talebeleri bir de üniversite sınavına hazırlanan gençler oluyor. Biz kitap seçerken kucağımda gezdirdiğim deniz oğluma(2 yaş) agucuk yaptı bir grup genç kız. Eskiden tanıdığı bir kitabı verdim ellerine. Siz bu kitabı inceleyin geliyorum dedim. Zeytin kızımın aradığı bir kitap vardı onu bulduk. Badem oğluma da bir kitap okudum o arada. Neyse bebeleri topladım kırtasiyeye yol aldık.

Alış-verişlerde düsturumuz şu. "ihtiyacımız olanı alırız". Yerlerini öğrendiler malzemelerin. "Suluboyamız bitmek üzere bunu alalım, aaa büyük bant lazım olmuştu geçen gün bunu da alalım, aaaa abiş bak burada renkli bantlar var bunu arabalarının başlangıç noktasının üzerine yapıştırabilirsin, tırtıklı makaslar nerede acaba, siz gece de mi burada yatıyorsunuz" diye kouşa konuşa alış yaptılar. Ben de veriş yaptım, çıktık.

Esnafla doğrudan ilişki kurmalarını çok önemsiyorum. Kırtasiyesi, manavı, kasabı, tuhafiyesi, pazarı, terzisi.... Tüm bunları marketten tek seferde de alabiliriz. Fakat çocuklarla markete gitmiyoruz. Aslında genel olarak markete gitmiyoruz. İşte pazarı kaçırdıysak el mecbur. Bir de tabii markettekilerin yarısından çoğu evimize giren ürünler değil. Tüm temizlik rafından sadece tuvalet kağıdı alıyoruz. O kadarını söyleyeyim şimdilik. Terziye kızımla giderim. Pazara çocuklarla gideriz. mahalle bakkalı-manavına da çocuklarımız yalnız gider.

Kırtasiyeden çıkmadan eşimi aradım ki tevafuk eşim yolun karşısındaki berber'de imiş. Oğlanları saldım içeri. Kırpıldılar :) Kızımı alıp yandaki kuaföre daldım. O iş de tamam. Tabii yine esnafla sohbet muhabbet. Baba daireye. Biz güvercinlere.

Güvercinler mi ne? Kent Meydanı ifadesini bir türlü sevemedim. O yüzden güvercinlere gidelim diyoruz birbirimize. Bir tür adak haline getirmiş halk güvercinleri beslemeyi. Ekmeğini, buğdayını alan geliyor. Besliyor güvercinleri. Her yaştan her çevreden insan. Al sana işte en güzel sosyalleşme yeri. Millet oturup bir soluk almak için kullanırken bu yeri. Biz seviyoruz saatler geçirmeyi. Önce komşumun bir akrabasının kızıyla oynadı kızım. Büyük oğlum ise mahalleden bir ağabeyinin bisikletinin arkasına bindi. Gezip durdular. Minik oğlum ise güvercin peşinde koştu. Bilmiyorum ne kadar kaldık orada. Öyle ılıktı ki hava.

Bana yöneltilen bakışlardan çok rahatsız olurdum evvela. Bir kadın arabayı durduruyor, arabadan boy boy üç çocuk iniyor. Komik yani bence de. Haklılar şaşırmakta. İki çocukluyken dua ederdim "laf atmasalar ya, sormasalar ya" diyerek. Şimdi bakıyorum özellikle sorsunlar diye. "üçü de sizin mi". "Elhamdülillah" diyorum cevaben içten şekilde. Rabbim hayırlısıyla herkese nasib etsin diyorum. Öyle tabii öyle, benim gelinimin/kızımın/yeğenimin olmuyor diye devam ediyor mevzu. Artık oradan bir girip sosyolojik,psikolojik,antropolojik ve dahi bilmemnelojik tüm açılardan inceliyoruz mevzuyu teyzeyle. Çocuk sayısına veya çocuklara olan tavrımıza karşı geliştirilen dili biz belirliyoruz biraz da. Bizim tavrımız etrafa da yansıyor. Çocuğuna bağıran annelerin çocuklarına daha çok kızdığını söylemişti bir öğretmen hanım. Öyle mi mi sahiden?

Hasıl-ı kelam çocuk gezdirilerek sosyalleşmez efendim. "Her şey ben yaşarken oldu"der ya şair. Her şey biz yaşarken olacak.
Biz sokakta komşumuza hal hatır soracağız, çocuk komşuya güvenecek.
Biz verilen ikrama teşekkür edeceğiz, çocuk teşekkür etmeyi öğrenecek.
Biz esnafa fikir danışacağız, çocuk bir bilene sormayı öğrenecek.
Biz insanlara sevgiyle bakacağız, çocuk umudu öğrenecek.

Vazifemiz bu. Bu niyetle yapıyoruz. Gerisini Allah'a salıyoruz. O bilinmeyenleri bilendir. O affedenleri en hayırlısıdır(amin).

Hiç yorum yok: