kanaat ekonomisi* yahut mutfaktaki stratejik derinlik

tazecik baklalar. tazecik. şöyle mor bir soğanı mini mini doğramalı. ondan az irice de baklaları. birkaç dakika soğanları, kokusu çıkasıya baklaları kavurmalı. kaçıncıya okuduğunu hatırlamadığın o makaleyi** evirip çevir aklında. Baklalar yeşile boyarken elini Honoré'nin soyadı mı çağırdılar yanına: Balzac-Bakla.

baklaların dört parmak üstüne gelecek kadar kaynar su. erisinler iyice. kenarda bir tas sütün içine ezerken iki kaşık unu düşün tekrar o gazetedeki sütunu***: "Girişken ve bilgili Muzaffer Halim Bey, Smith yahut Goethe'yi okumamış olabilirdi; ama Ahmed Midhat veya Halit Ziya'yı okumamış olması affedilmez bir günahtı. Hiç değilse Felatun Bey ile Râkım Efendi veya Ferdi ve Şürekası'nı okumuş olsaydı, hem iflas etmez ve Nezihe Hanım'ı üç oğlu ile birlikte tekrar annesinin Kızıltoprak'taki köşküne dönmek zorunda bırakmaz; hem de velinimeti Gazi Hazretlerinin "Her köşede bir milyoner yaratmalıyız" sözünü kendi payına boşa çıkarmış olmazdı. Heyhat! Muhasebe şuuruna sahip olmaması memleketi büyük bir müteşebbisten, aile efradını da belki asırlara kök salacak büyük bir servetten mahrum etti"

ananen bu çorbayı taze fasülye ile yapardı. ilk yaz domateslerinden de iki tane doğrardı. nasıl güzel öğrettiydi terbiye eklemeyi, nasıl kibar. o gittikten sonra nasıl daraldı o mutfak. aslında o kadar dardı da Sabriye sultan mıydı genişleten darlığı? neydi kızının göbeği kesilirken sana Sabriye koyun göbeğinin adını dedirten. hangi kader geçecekti kızına annânenden? "yavaş yavaş çorbanın suyundan ekleyeceksin terbiyeye. yavaş yavaş. kaşıkta soğuta soğuta. topak topak olur sonra. yoğurtla yapardı terbiyeyi ananen, sen süt ve kaymağını tercih ediyorsun. iyice kaynaştırıp yine yavaşça ekleyiverirdi çorbaya. ah sen de tam tamına öyle yapıyorsun! anane olacak mısın merve sende? tam bir haminne hocanine....

süt gelmedi diye köyden, komşun süt yollamış. azını kullandın koyma gerisini dolaba. bir litreye 4 tepeleme kaşık un. yarım bardak bal. karıştır yavaşça. az gelecek tatlısı muhtemelen. meyve eklersin soğuyunca. karıştırırken dönsün zihninde o makaledeki**** "küçük güzeldir" yazarı e.f. schucmacher'den alıntı: "iktisadî problem diye bir şey yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. manevî bir problem var yalnızca!”

pişirdin çorbanı, kardın tatlını. bebelerinin çığlıkları gülüşmeleri söyleşmeleri ayyuka çıktı Sense güldün genç merve'nin söylediğine: Müslüman kadın yemek yapmak zorunda mı*"*****

* Kanaat Ekonomisi Mustafa Kutlu Beyefendi'nin teorisidir. Bırakın akıllısını, tuşlu cep telefonu dahî kullanmayan üstad bu ekonominin mücessem halidir. Onlarca eserinin tümünün alt metni bu ekonomiyi anlatır.
Bu teoriye dair iktisatçı bir bakış okumak isterseniz: 
Anlayış Dergisi, Aralık 2008, Mustafa Özel: Krize karşı Kanaat Ekonomisi
** Nihayet Dergi, Ocak 2016, Mustafa Özel :
*** İstikbal Köklerdedir, Mustafa Özel : "Muzaffer Halim Niçin İflas Etti?(Maalesef eserin yeni baskısı yok, belki başka bir kitaba eklemiştir hoca. Makale Yeni Şafak arşivde aynı isimle mevcud)
**** Nihayet Dergi, Aralık 2015, Mustafa Özel : Aklı karışıklar İçin Kılavuz
***** Anlayış Dergisi, Nisan 2010, Nazife Şişman, Müslüman Kadınlar Yemek Yapmak Zorunda Değilmiş! (Bu makalenin tamamlayıcısı olarak aynı yazarın şu makalesi de okunabilir :Müslüman Kadınların Arkaplanındaki Tarihsel Derinlik)
Hamiş: Makaleler nette mevcut. Özellikle bağlantı vermedim. İlgilisi bulabilir.

Hiç yorum yok: