anne gözüyle şifa....

Kimselere söylemediğim hislerle başladığım bu yolda düşe kalka yürümeye devam ediyorum. Okuduklarım ve dinlediklerim, tam orta bir çizgiye doğru götürüyor beni. Ne modern tıbbı reddeder bir tavrım var şimdilerde, ne de modern tıbba tapınıyorum. Ne her bitkinin şifasını bilirim, ne de geleneksel yöntemleri tümden reddediyorum. 

* Neler okudum?

Nebevi Tıp, Bütüncül(Holistik) Tıp, Koruyucu Tıp(tıbbi jeoloji), Tek Sağlık (one health), Doğal Beslenme, Homeopathy, Yerli Tohum, Permakültür terimleri hakkında ne bulduysam okudum. Sorgulayarak okudum. Not alarak okudum. Hâlen de okuyorum. Elbette bu konuda araştırmaya birdenbire başlamadım. Bir sebepler silsilesi idi bunu yaptıran.

* Neden okudum?

Eşime "allerjik rinit" bana ise bana da "normal doğum yapamaz" teşhisleri kondu. Eşim türlü çeşit ilaçla tedaviye başladı. Ben ise c-section, yaygın tabirle sezaryen ameliyat ile ilk yavruma kavuştum. Eşim kullandığı hiçbir ilaçtan fayda göremiyordu. Bir de üstüne üstlük uyandığında hapşırdığı için ömrü boyunca belli ilaçlar kullanması isteniyordu. Benim ameliyat sonrası sıkıntılarımdan bahis açmak istemiyorum. Sağınıza veya solunuza döndüğünüzde gördüğünüz ilk kadınlardan biri yaşadıklarımı yaşamıştır. Derken oğlum iki yaşına yaklaştığında önü alınamaz gece nefes tıkanmaları başladı. Ve 'ahirinde onbinlerce çocuğa konulduğu gibi oğluma da "allerjik astım" teşhisi konuldu. Sonra da kızıma "kronik tonsillit". Yüzyüze görüşebildiğim, nasıl yaşadığını bildiğim hekimlerle ettiğimiz muhabbetler ve herhangi bir ilaç firmasıyla anlaşması olmayan akademisyen hekimlerin yazdıkları beni bu kavramlarla tanıştırdı. 

* Neler yaptım?

Bütüncül bakmaya başladım. "Pencere açıkmış, cereyanda kaldım hasta oldum", "nereden kaptım mikrobu" cümlelerini çıkardım hayatımdan. Yanlış beslenme, dengesiz hava geçişleri, uykusuzluk, virüs kapmak, bakteriyel enfeksiyon kapmak gibi maddi sebepler, üzülmek, dertlenmek gibi manevi sebeplerden biri değilmiş sadece insanı hasta eden, bildim. Hepsi de olabilirmiş bir kısmı da, öğrendim. Vücudumu ve çocuklarımın vücutlarını dinledim, izleri tâkip ettim.

Herkesin bildiği, herkesin uyguladığı geleneksel tedavileri ben de uyguladım. Ateşin düşmesi için soğuk duş, sirke ile ovmak, örtmemek gibi basit, temel tedaviler. Bir de tabii belli seviyede duran ateşin zarar değil yarar olduğunu öğrendim. Fakat şunun içine şunu kat, şu kadar demle, şu kadar bekle tedavilerine çekince ile yaklaştım. Ihlamur, kuşburnu demler içerim. Ama çok alengirli durumları bir hekimin ve/veya kimyagerin onayı olmadan yapmadım, yapmam.

Hekime gittiğimizde teşhisi koymuş, tedaviye başlamış, sonuç alamamış oluyoruz genelde. Eğer vücudum veya çocuklarımın vücudu bildiğim tepkiler veriyorlarsa hastalığı evde atlatmak için yukarıda anlattıklarımı yaparım. Yok, vücudum veya çocuklarımın vücudu beklemediğim tepkiler veriyorsa teşhis için hekime giderim. Ve bu acil hekimi olmaz. Acil hekiminin yetersizliği değildir buna sebep. 

Hekimlerin genel şikayeti, hastaların teşhislerini kendileri koyup, ilaçlarını kendileri yapıp gelmeleri, ki haklılar.Hekimleri bir tür "ilaç yazıcısı" olarak konumlandırdık. Bunu hep birlikte yaptık. İlaç şirketleri, hekimler ve biz. İlaç şirketleri oyun kurucu evet, fakat hepimiz ortağız bu bilinçsizliğe. Hekimler ve muhatapları olarak el ele vererek çıkacağız bu kara delikten inşallah. 

Kur’ân-ı Kerim’deki ma’lûm şifa ayetleri ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve selemin tıpla ilgili hadisleri elbette çok önemli. Fakat tüm nâsslara bütüncül bakmaz isek beş kilogram bal yanına zencefil veya çörek otu almakla yetiniriz. Ve bu sonumuzun başlangıcı olur. Bir cümlede özetleyecek olursam sağlık meselesine bakışım şu: hasta olmadan evvel, bağışıklık sistemini hastalıkla baş edebilecek duruma getirmek.

Nasıl yaptım?  

Doğal Tatlılar: Rafine şeker, zehirdir. Esmeri de zehirdir, beyazı da. Şeker pancarından üretilmiş gözükür. Ne var canım, deyiverirsiniz. Halbuki mısır şurubundan üretilmiştir. Yani vücudunuza asla sokmamanız gereken bir maddeden. Kuru ve yaş meyveler, gerçek bal ve tahin pekmez insana yeter de artar bile. Fakat şeker bağımlılığını yenmeye karar vermek gerek. Ben maalesef klasik bir yirmi birinci yüzyıl insanıyım. Bilimsel açıdan ikna olmadan harekete geçemiyorum. Bu sebeple okudum, okudum, okudum. Vücudumun rafine şekere ihtiyacı olmamakla birlikte hücrelerimin gördüğü zarar karşısında donakaldım. Dört yıldan beri her gün daha az şeker tüketmeye başladım. Ve bugün bu seviye tabak tabak yediğim meyveye dahî sirayet etti elhamdülillah. Çok kaliteli çikolata haftada belki de on beş günde bir birkaç parça. O da çıkar yakında. Çünkü eski aldığım lezzeti alamıyorum.    

Kaya Tuzu: Her yerde karşımıza çıkan iyotlu tuzun siyanür ile ayrıştırıldığı reddedilmez, su götürmez bir gerçek. Uçakla 18 saat süren bir yerden sırf pembe diye, sırf reklamı yapılıyor diye bir tuz almak da bence akıl kârı değil. Her coğrafya kendi yöresini beslesin. Canım Çankırı, canım kaya tuzu.

Gerçek Besin: Paketin içine giren her  ürüne(paketli gıda olmaz, en fazla üründür o) belli kimyasal konulmak zorundadır. Bırakın meyve suyunu, içme suyunuzun ağzını kapatın ve birkaç gün sonra açın bakalım ne hale gelmiş. Bubu konuşmak bile yersiz. Nereden başlayayım diyorsanız, evvela paketli ürünleri hayatınızdan çıkararak başlayabilirsiz.  Sebze, meyveye gelirsek. GDO değil, organik de değil. Gözlerim bir organik domatesin, sayıyla bir yani bir kilogram değil. Sadece bir organik domatesin 3 lira olduğunu gördü. Bu kandırmacadır. Bu çiftçiye eziyettir. Yazıktır, günahtır. Gerçek besine ulaşmanın tek yolu üreticinizle tanışmak ve böylece mevsim sebze ve meyvelerini öğrenmektir. Kış ortasında “mis gibi kokuyor” dediğiniz domatesin içindeki koku potasyum ilavesidir. Bilinçlenmek gerekir. Bunun yolu köylü pazarıdır. Bunun yolu süt yemi veriyor musun diye sormaktır. Bunun yolu köyünüz nerede gelebilir miyiz demektir. Bunun yolu gübresini sormaktır. Bunun yolu mezbahanenin adresini sormaktır. Ve bunlar çok vaktinizi almaz. Haftada bir saat sosyal medyaya az vakit harcayarak kasabınızla ve köylü pazarındaki üreticinizle bunları konuşabilirsiniz. Evet, yine de kandırılıyor olabilirim. Ama yeter ki beni köylüm kandırsın. Ben soracağım, sen soracaksın, o soracak. Talep arza dönüşecek, üretici, yetiştirici ve tüketici olarak el birliğiyle çıkacağız bu kara delikten inşallah.

Doğal Probiyotikler: Bakteriler: her yerdeler. Kimi hasta ediyor sindirim sistemimizin düzgün çalışmasını sağlıyor. Küçük bir bilgi, yararlı bakterilerin baş düşmanı: antibiyotikler. Probiyotik: Yaşam için iyi anlamına geliyor. PEki o kapsüllere mecbur muyuz? Hayır. bifidus regularis, lactobacillus bulgaricus, lactobacillus acidophilus ve laktik asit bakterileri deyince garipseyeceksiniz belki, ama bunların tümü ayran, süzme peynir, yoğurt, lahana turşusu, kefir ve pastorize edilmemiş turşu ve zeytinlerde mevcut. Düzenli tüketildiğinde hepsi mükemmel birer bağırsak yani ikinci beyin dostu.

Doğal Temizlik Ürünleri: Ev sirkesi, limon tuzu, zeytinyağlı sabun, çöven kökü(sabun otu kökü), karbonat, çamaşır sodası, arap sabunu,arap sabunu (yağ+potasyum hidroksit) ve meşe külü benzerleri….  Bunlar eviizde bulunsun. Formül falan aramayın rica ederim. Malzemeleri tamam edin. Deneye yanıla öğrenin.

Temiz hava: Sudan daha çok ihtiyacımız temiz hava. Oğlum ve eşimin solunum yolları hassasiyeti bunu daha daha da hissettiriyor bize. Kapalı mekânlardan kaçınmak ve yaz kış havanın en temiz olduğu saatlerde dışarı çıkmak, olmadı balkona çıkmak o da olmadı pencereyi açmak mutlaka gerekli. Evlerimizi öylesine sıcak tutuyoruz ki, ısınan hava ağırlaşıyor ve rahat nefes almamız zorlaşıyor. İyi havalandırılmış bir ev, maddi manevi sağlık sebebi.

Acıkınca Yemek, doymadan kalkmak: Ben uyanınca hemen irşeyler yemek istemem. Eşim ve çocuklarım ise hemen atıştırmak isterler. Ben az ama sık yerim. Eşim uzun aralıklara yer. Bu sebeple gün içerisinde yemek saatlerimiz uyuşmuyor. Birbirimizi zorlamıyoruz. Çocuklar da biz de acıkınca yiyoruz. Çocuklar çoğu kez iki öğün arı bir meyve öğünü ile kapatıyorlar günü. Altı öğünü ne akıl alıyor ne de mantık.

Hayatı çocuğa göre değil çocukla birlikte yaşamak: Eskiden anne baba nereye çocuk oraya idi. Şimdi dört dönüyoruz çocuklar memnun olsunlar diyerek. Fakat olmuyorlar. Bir memnuniyetsizlik hali var tüm çocuklarda. Ve üzgünüm, bunu yapan biziz. Bir su birikintisinden mutlu olan çocukları mutlu etmek için neden bu kadar çabalıyoruz? Yoruyoruz, yoruluyoruz. Bu şartlarda günün sonunda “hafta sonumu size adadım” diyen anne baba profili ile karşı karşıya kalmamak mümkün değil. Çocuklarımız için yaşamayalım, çocuklarımızı da peşimize sürüklemeyelim. Her aile iç dengesini konuşa konuşa bulacak inşallah.

Manevi Tedâvi: Kimse hastalıkların sadece maddi olduğuna ikna edemez beni. Nede hep kavuşamayan sevdalular verem olur? Bu, şaka değil. Bu gerçek. Elbette hastalıklar imtihan. Yok değil ise ünlü yaşam danışmanı, ihraç profesörümüzün kanser oluşunu ne ile açıklayacağız? Çocuğum hasta olduğunda bunu bir fırsat görüyorum. Onun uyuduğu saatlerde kendimi motive ederim sürekli.Gerekirsebasit yemeklerle geçiştiririm günleri. Ortalığı ot götürür toplamam. Birkaç günlük dağınıklık yüzünden hayatını kaybeden birine rastlamadım henüz.

Aşağıda bugüne dek okuduklarımın bir kısmını bulacaksınız. Gayret bizden, tevfik Rabbimden inşallah.

http://www.gidahareketi.org/Nebevi-Tibbin-Elifbasi-716-yazisi.aspx
http://www.gidahareketi.org/NewsPrint.aspx?Id=398&ModuleName=yazis
http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/tibb-i-nebevi
http://blog.milliyet.com.tr/holistik--entegratif-butuncul--tip-nedir-/Blog/?BlogNo=402362
http://homeopatidernegi.org/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tek_sa%C4%9Fl%C4%B1k
http://www.yenisafak.com/gundem/tohum-uretimi-yasaklandi-219406
http://www.istanbulpermakulturkolektifi.org/
http://permacultureturkey.org/
http://www.dogumakademisi.com/makale/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-mumkun-mu--cokerh&33
http://ahmetrasimkucukusta.com/kategoriler/yazilar/tip-yazilari/alerji/
http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/01/02/yazilar/tip-yazilari/asilar/aileler-asilardan-neden-endise-duyuyor/
http://www.gidahareketi.org/Beslenme-Tabulari-709-yazisi.aspx
http://www.gidahareketi.org/Rafine-Seker-Zehir,-Dogal-Seker-Sifa-750-haberi.aspx
http://www.cankirituzu.com/Prof_Dr_Ahmet_Aydin_dan_Tuz_hakkinda_carpici_tespitler.html
http://ahmetrasimkucukusta.com/kategoriler/yazilar/tip-yazilari/beslenme/
http://www.buzzle.com/articles/natural-probiotic-foods.html
tümü okunmalı www.profsaracoğlu.com
tümü okunmalı Merhum Prof. Dr. Ahmet Aydın'ın yazıları
tümü okunmalı vitamingiller.com

Hiç yorum yok: