tefviz....

bebek hepimizi uyandırıyor. deli bir hal var hepimizde ya da bilmiyorum belki bana öyle geliyordur. evet pek normal olduğumuz söylenemez ama bu dördüncü bebekten sonra iyice garipleşti işler. dağınıklık dağınıklıkmış gibi değil. yemekler daha lezzetli. bir bardak sıcak çay içmek bile daha keyifli. iki kolum boşken çamaşır katlamaktan keyif alıyorum mesela. günlük keyiflerimden biri de tezgahı sirkeyle, karbonatla şöyle ova ova yıkamak. yani hayattan başka ne beklentisi olabilir ki insanın :)
hayal kuruyorumo sırada. davetçi olmak Şule Yüksel hanım gibi. oğullarım ve kızım büyümüş. her gittiğim yere bir oğlum götürüyor. bu hayali kura kura doyuruyorum bebeğimi. bu hayali kura kura soğan doğruyorum. bu sakinlik günlerini nasip ettiği için tekrar tekrar şükrediyorum Rabbime. 
misafir odasını oturma odası yaptık. hem manzarası daha ferah. perdeler sonuna dek açık. Safranbolu'nun son dağı, Kastamonu'nun ilk dağı görünüyor açık havalarda. Gün boyu bazen hiç ekrana bakmadığım oluyor. öyle çok bakıyorum ki pencereden. sanki bu zamana dek ekranda birşey arıyormuşum da artık aradığım şeyin orada olmadığını bulmuşum gibi. izlemeye ihtiyacım var evet. seyretmeye. seyr ediyorum. bulutların yürüyüşünü, güneş ışıklarının oyunlarını, yaprakların kıpırdanışını, komşuların teravihe gidişini, çocukların okuldan çıkışını, akşam namazına yakın vakitte eve dönen babaları, arazilerden şehre dönen traktörleri, pide sırasından dönen çocukları.... Ben sokakta olmazsam hayat yürümez sanıyormuşum. Şimdi biliyorum ki ben ölsem de hayat yürür çünkü bir biçim. Alemi yüreğinde taşıyan bir hiç. Kalbine Allah sığabilecek bir hiç. Halife olabilecek bir hiç. Ve dilimde bir şiir eve döndüğümüzden beri. 
sen Hakka tevekkül kıl 
tefviz et ve rahat bul
sabr eyle ve razı ol
Mevla görelim neyler
neylerse güzel eyler

1 yorum:

mervebüşrakibritçi dedi ki...

Hocannem sen yazınca Ta o dağlardan bu şehrin keşmekeşine geldi ferahlık... Sana sarılsam da ağlasam...
Rabbim güzellikler, kolaylıklar versin hepinize.