bundan dokuz buçuk yıl önce....

Gebelik denen bir ülke varmış, beş kez gittim. Birinde çarçabuk oldu dönüşüm. Dördünde takriben dokuz-dokuz buçuk ay ikamet ettim. Bu ülkedeyken ben bazen bulutların üstünde gezindim bazen gri bulutlar çöktü üzerime sıkıştım, delilendim. Her birinde aklımın, canımın, kanımın bir kısmını yeni bir cana pay ettim. Sonra oturdum neler oldu hikaye ettim.

Bundan 9buçuk yıl önce, bir hastane koridorunda, elimde kağıtlar öylece oturuyorum. Böyle şeyler salt filmlerde olmuyormuş. Milyonda bir diyor doktor, Allah’tan ümit kesilmez diyor, falan hastane iyi diyor. Sesi kulaklarımda yankılanıyor koridorda otururken ve ben gözlerimi karşımdaki bebek resmine dikmiş öylece oturuyorum. Gözümden hızlıca dökülen yaşları görmeyen biri sırıttığımı bile düşünebilir. Bebek resmine bakıp “olmayacak, biliyorum” diyorum.

Sosyal Medya ve akıllı cihazlarımız yok o zaman. İnternete masaüstü bilgisayarımızdan, telefon kablosu ile bağlanıyoruz. Forumlar ve elektronik posta grupları var. Aynı derdi çekenlerin buluştuğu yerler bunlar. Tıp ansiklopedilerinin ilgili ciltlerini ödünç alıyorum kütüphaneden. Okuyorum, okuyorum, okuyorum. Okudukça şaşırıyorum. Meğer ben neymişim? (Tam burada fonda Nil söylüyor. Meğer ben suymuşum). İnternet bir derya, ama kötü hikayeler bunaltıyor beni kaçıyorum. Bazı Tıp Fakülteleri akademik arşivlerini sanal ortama yüklemiş. Okuyorum, okuyorum, okuyorum. Doyana dek okuyorum. Bir okuma beni diğerine götürüyor. Bir makalenin ucundaki bir cümle yakalıyor beni. “Tüm bu interfilit türleri ile sindirim ve boşaltım sistemi bozuklukları korelasyon gözlemlenmiştir” mealinde bir cümle. Bir daha okuyorum. Bir daha. Korelasyon neydi. İki şeyin değeri birbirine bağıl artınca korelasyon oluyormuş evet. Nasıl yani, ne alakası var. Benim sindirim ve boşaltım sistemimde anomali var ama. Ama genetiktir o yani. Benim halalarım da böyleymiş. Yediklerini eritirlermiş hemen. Olabilir mi acaba? Belki de öyledir. O zaman okuma yönümüzü sindirim ve boşaltım sistemine çevirelim. Bağırsak ikinci mi beyin? Nasıl yani? Annemin kızken kullandığı ilaçların yan tesirli maddeleri, babamların hayvancılık ile uğraşan köyünde ücretsiz ve zorunlu şekilde dağıtılan süt tozunun içeriğindeki çeşitli zehirler şu an benim bağırsağımda olabilir mi? Hayy Allah. Nasıl olur yahu? Bir denize girmiş gibiyim. Okuyorum, okuyorum. Okuduğum her satır beni bir diğerine götürüyor. Okuduğum her satır birbirini bütünlüyor. “Temiz besine ulaş, paketli şeylerden uzaklaş”