yaşıyoruz....

dört çocuğum ile tüm günü bir arada geçirdiğimi bilen herkes aynı soruyu soruyor: gününüzü nasıl geçiriyorsunuz?
Bu komik soruya her seferinde ayrı komikli cevap veriyorum.
- Vallahi bir sabah oluyor bir de akşam. 
- İç güveysinden halliceyiz.
- Valla ben de bilmiyorum nasıl geçirdiğimizi :)

Böyle cevap veriyorum çünkü o sırada mutlaka bir çocuğumla ilgilenmem gerekiyor. Çocuğumla nasıl ilgilendiğimi anlatırken çocuğumun ilgi bekliyor oluşu bir tezat oluşturuyor zihnimde. Ama anlatmadan da durulmuyor azizim. Gün boyu birikiyor da birikiyor cümleler içimde. 
E en iyisi buraya yazayım nasıl yaşadığımızı ben de.
Bugün evimize döndük. 54 günlük, 3 yaş 2 aylık, 5 yaş 7 aylık, 7 yaş 10 aylık dört bebeyle evimize döndük. 
Tam tamına 60 gün dede-anane evindeydik. Arada babane evine de gittik. Teyzeler, halalar, enişteler, amcalar, yengeler... Arkadaşlar, arkadaşlar, arkadaşlar. Çok güzeldi. Rabbim maddi manevi yardımcı olan herkesten razı olsun. Özellikle de annemden. Bu doğum sadece benim bebeğimle  bağlanmamı değil annemle benim de bağlanmamızı sağladı. Kendimi bildim bileli okula gittim. Okul bitti hemen iş başladı. E hemen evlilik. Annemle şöyle doyasıya konuşamamışız ki hiç. Çok kafa kadınmış yani. Çocuklarımla ilgili bütün psikolojik tespitlerimi "başlarım sizin psikolojinize, benim çocuğumun psikolojisi bozulcak beah" tadında cümlelerle çöpe attı. İyi de oldu. Bir arada yaşama, farklılıklara tahammül falan konuşuluyor ya hani. Ayol anamıza babanıza tahammül edemiyoruz bizim nesil. Kardeşinin farklı huyuna tahammül edemeyen biri tanımadığı birine ne kadar tahammül edebilir acaba? 
Bu sabah başladık toparlanmaya. Ama ne toparlanma. Gözler görmelik :) Toplan babam toplan bitmedi. Gözüm döndü bir ara elimdekileri camdan aşağı fırlatsam mı diye düşünmeye başladım. Ama yine ben toplayacağım onları dedim ve vazgeçtim. 
Yola koyulduk. Herkesin kemerini takmam zaten on dakika sürüyor. Ağlaşma faslı da tamam. Bir şey unutup mahallenin sonundan geri de döndük o da tamam. Heh bu sefer kesin yola koyulduk. 
Eve dönerken insana bir şey oluyor. Bir şeye çok yakından bakıp sonra uzaktan bakınca ve tekrar yakınlaşınca hep aynı şey oluyor aslında. Hepimize o oldu sanırım.  Bizim bir düzenimiz var. Başka evlerde başka düzenler var. Biri iyi biri kötü değil. Hepsi ayrı güzel. Hepsini evde yaşayanlar şekillendiriyor. Bunun üzerine konuştuk bolca. Bir de kızım şunu sordu. Anne neden sadece sen ve ben ağladık ayrılırken. Bunu da konuştuk. 
Annem yanımıza bolca yiyecek koydu. Giderken yedik. H. bebek motor sesine bayılıyor. Ben de fırsattan istifade az tığ işi yaptım. Kendim için bir bluz modeli buldum. Yarın kumaş yarı tığ işi. Bakalım nasıl olacak? 
Aslında küçücük ama ilk çocuğum olduğu için mecburen büyük dediğim büyük oğlumun gündemi mini mini minnak yapbozlar. "Yap-bozlar matematiktir anne" dedi bir gün durup dururken. "Nasıl yani" dedim manyak bir post-modern anne olarak. "İşim var" dedi herif. "Ay hem bir şey söylüyorsun hem de muhabbeti kesiyorsun yani M." dedim klasik bir anne olarak.. "Bir şeyi kesmiyorum anlatamıyorum sadece" dedi. Sustum ve çıktım odadan süt dökmüş bir kedi olarak. 
Dertleri zorları film çekmek. Oğlum M ve kızım. Kostüm tasarlıyorlar, senaryo yazıyorlar, dekor düşünüyorlar. Çocuklarla ilgili çok kaygılarım var. Çünkü inancıma tam uygun yaşamadığımı düşünüyorum.. Ama "şunu nasıl alabiliriz" değil "şunu nasıl yapabiliriz" diyorlar ya. Yüreğime su serpiliyor. Sen niyetini sağlam diyorum kendime. Sen niyetini sağlam tut. 
Uzun zamandır "hadi sofraya" demiyorum. Ama bir şekilde buluşuyoruz sofrada. Bugün de öyle oldu. Ben soğuk duru su içemiyorum. O yüzden bol bol çeşit çay içiyorum. Çay dediğime bakma, beş bardak suya bir çimdik ot. Maksat azıcık tat versin. Kendime çay hazırlamak için mutfağa girdim. Birer birer sökün ettiler. Annem şunu verir misin, annem şunu buzdolabına koyar mısın derken o arada o çatal bu bardak koydu. Biri yoğurdu çıkardı derken sofra kurulmuştu bile. Çok şükür. 
Çocuklar çizgi filmleri bizim gördüğümüz gözle izlemiyorlar, bu kesin.Çizgi filmlerdeki bazı ilginç sahneleri tekrar etmek istiyorlar. O noktada benim kilit bir cümlem var Sema Karabıyık hanımefendinin annesinden öğrendiğim. "bunlar gerçek değil". Bugün oğlum M yoğurdunu hızlı hızlı kaşıklamaya ve etrafa döküp saçmaya başladı birden. Bu normalde yapmadığı bir hareket olduğundan şaşırdım. Neden bu şekilde yediğini sordum. Milli mavi tulumlu çizgi film karakterinin hızlı yediğini ve yerken etrafa noktalar halinde yemekler sıçradığını öğrenmiş oldum uzun bir konuşmanin sonunda. O gerçek değil annecim, çizgi film dedim. Ben çocuklarımın izlediklerini seçebilmek isterdim. Evimizde bunu başarabildik. Bir çok yerde de başarabildik. Ama yetemediğimiz yerler oldu. Bu sebeple böyle sahneleri daha çok hayata geçirmeye çalışabilirler. Yine böyle bir şey olursa yine derim aynı şeyi.  Böyle böyle oturacak gerçeklik algısı çünkü. 
Sofra tam bir öğrenme yeri. Yemekler hakkında konuştuğumuz, yarınki yemekleri sipariş aldığım yer. Ah bunu bulduğumuz ne iyi oldu. O günkü yemeği beğenmeyip başka yemek isteyen her bebeye "Bir yemeği yemek istiyorsan en geç sabah söyle canım" deyip yoğurt ekmek verdim :) uzuuun ama bir müddet sonra olayı kaptılar. Siparişleri önden alıyorum. Ve tabii yemeklere yardım da ediyorlar. Ve ilginç bir şey oldu. Yemek yapımına yardım ettikçe yemek seçicilikleri azaldı. Duyduydum da inanmadıydım.
Eşim geldi. Ali amcadan biber fidesi almış. İndik aşağıya. Bahçe orman olmuş. Baklalar, bezelyeler çiçek çiçek. Bi karahindiba var ki sorman. Karalahanalar ağaç gibi. Bir erik bir incir fidanı çıkmış malçtan. Malçı kaldırdım kırmızı solucanlar yığın yığın. Yumuşacık yapmışlar toprağı öyle kolay ekti eşim biberleri. Kazmayı vurmadan geliyor neredeyse toprak. Tüm bahçeyi çapalamadı eşim. Sadece fideyi koyacağımız yeri kaldırdı. Pazılar, maydonozlar, çeşit çeşit üzüm yaprakları, güller, taze soğanlar, patatesler, devedikeni çiçeği, su otu. Toplam 30 metrekare bile değil bahçe. Ama neler yaratıyor Rabbim. Çok şükür bin şükür.
ML'nin yeni gündemi ise marangozluğa giriş :) Keresteler bir yanda duruyor, adını bilmediğim bir sürü alet öbür yanda. Çocuklar ne olacak nasıl olacak diye merakta. 
Ah da neler oldu. Ama şimdi biraz uyku. :)

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Kolaylıklar diliyorum..

Müjde dedi ki...

Yeni Bebeginiz hayırlı olsun.Büyük oğlunuz bu 60 gün okula gitmedim? Nasıl hallettiniz merak ettim,çünkü okula başladımı çocuklar böyle durumlarda çok sıkıntı oluyor da..kolaylıklar diliyorum.