maksimalizm....

minimalizm falan bize gelmez âbisi. evimizdeki her dolap ıncık cıncık dolu. yaşamak seviyoruz çünkü. böyle dibine kadar yaşamak.

o yüzden de evimiz dağınık. bildiğin dağınık. her şeyin bir yeri var çok şükür. önceden o düzeni de kuramamıştık. şimdi her şeyin bir yeri var ve o şeyler o yerlerde değiller.

ev sahibimiz merdiven altına bir sürü raf yapmış bir de kapak çakmış güzelce. Allah razı olsun. orada yok yok. büyük çocuğa olmayan bir küçük tarafından giyilmeyi bekleyen ayakkabı ve terlikler, kavanozlar, turşu, salça ve soslar, marangoz malzemeleri, tamir malzemeleri, pazarcılara vermek üzere biriktirdiğim plastikler ve poşetler, çuvallar....

salondaki uzun dolapta, nâmı diğer konsol, bir tarafta seccade, tülbent, takke, tesbih, dantel ve kadife masa örtüsü, ve annemin verdiği gümüşler. bir tarafta ipler, tığlar, iğneler, şişler, sökükler, yırtıklar, yarım işler, örnekler.

mutfakla ilgili her şey mutfaktadır. ama her şey. iş yapmaya başladım mı her şey elimin altında olacak. oraya buraya gittim mi kafam dağılıyor benim. ve eşyalar öyle çok üst üste durmayacak. çocuklara şunu ver annecim dediğimde bilecekler ki şu orada. ikide bir yeri değişmeyecek. ve rahatça alabilecekler. tezgah ve yer sofrasının üzeri toplu olacak. bi köşeyi sarma, doğrama, soyma köşesi ilan ederim her mutfağımda. elimi kolumu rahat hareket ettireceğim, musluktan su sıçramayacak bir köşe. bıçak mühim. etrafı çelik kaplı sağlam bir süzgeç. bu çok işe yarar. mutfakta öyle çok şey süzülüyor ki. bir tane bıçağın olsun güzel olsun yeter. plastik hiç olmasa da olur. büyük cam kasede yeşillik yıkamak diye bir şey var mesela. yıkarsın koyarsın kâseye. o görüntü. hey maşallah. hayattan daha ne beklentisi olabilir yani insanın. tabaklar ucuz yollu olsun porselen veya cam olsun. benim bulaşık makinemde en çok kaseler yer kaplar. yoğurtçu benim bebeler. dökülmesin diye minik minik kaselerle koyuveririm önlerine. bol bol tahta kaşık. tahta kepçe bile var arayınca bulunuyor. on tane var galiba bizde. cilâsız tabii. kırılınca hiç üzülmüyorum. çıra niyetine kullanıyorum. tencerenin fazlası ruh darlığı. ne gerek var efendim. bu yemekler bitmeden neden yeniden yemek pişiyor bir kere. böyle diye diye evdeki dünden kalan yemeği yememe olayını bitirmeyi planlıyorum :) ama daha güzeli az pişirmek. yemekten bıktırmamak. ay ne güzel pişirmişsin annecim yine pişir dedirtmek :) kiler dolabı rahatladıkça ben de rahatlıyorum. ML ne lazım dediğinde şöyle derim. Barbunya var kuru gıda alma onu bitirelim. Kuru üzüm var kuru meyve alma onu bitirelim. Fıstık var kuru yemiş alma onu bitirelim. Yani önce var olanları sayıyorum alışveriş listesi yaparken. Çünkü olmayanları almakla bitirmek mümkün değil. Birkaç kalem var mutfak alışverişinde. Bakliyat, pilavlık ürünler, unlu mamüller, et ve ısıl işlem görmemiş sucuk, süt ve süt ürünleri, sebzeler ve meyveler, kavanozlanmış ürünler(bal, pekmez, tahin, turşu, sirke, sos) alışveriş listesi yaparken bunları aklımdan geçiriyor, buzdolabına ve kilere bakıp ML'ye söylüyorum. Bol bol yer örtüsü. Yer örtüsü temiz olunca ferahlıyorum ben.

Hela ve hamamın önündeki dolaplarda bol bol bol bol tahta bezi. bir kıyafet yırtılana kadar giyeriz biz. yırtıldı mı da tahta bezine dönüşür. karbonat, sirke, arap sabunu ve kese. evet evet kese süngerden iyi bir ovucu. eskimiş bir kese ile ovarken farkettim. hem bildiğin kumaş. toprakta eriyip gidiyor. belki on tane ayak havlusu. hani şu üzerlerinde ayak resmi olan muhteşem icat. o süslü püslü takımlarım kenarda bekliyor havlular rahat rahat kullanılıyor. zeytinyağlı sabun ve gül suyu. hem ağızda çekmek için hem de nemlendirici olarak bir kasede zeytinyağı.nemlendirici olarak kahve ve kına. dişler için karbonat ve bal.

üç çocuğumuzun eşyası 165×165 ebatında bir dolapta. bir de evlenirken aldığımız üç sürme kapılı 210×310 dolap var. sürme kapı büyük kolaylık. bu dolabı yaptırdığımız abi çekmece de yapalım demişti. biz gönülsüzdük ama iyi ki de yaptırmışız. bir dörtlü bir üçlü iki de çekmeceli dolabımız var. bu çekmecelerden biri bebeğimizin. fazlası hem giyilmiyor hem göz yoruyor hem de kirli çamaşır fazlalığı yapıyor. az kıyafet olunca yıkanan bazen dolaba girmeden sepetten giyiliyor ki en sevdiğim :) elim hep elbise dolaplarının üzerindedir. ama dağılmasına da müsaade ederim ki ne çok iş yaptığım belli olsun :) büyük elbise dolabının üzeri koli koli oyuncak doludur. arada indirtip birkaç oyuncak alırlar.  oynamaz olduklarını oraya kaldırırım. çünkü yaşam döngüsü 💚
 bu çekmecelerden üçlü olanda benim zerzevat dediğim şeyler durur. hatıralar, kızımın incik boncukları, piller, kalemler, bir müddet saklanması gereken resmi belgeler, el ve ayak bakım seti, taraklar, iğne iplik, çaputlar, el feneri ve bilumum zerzevat :)

kitaplıkta e tabii bol bol kitap. kitaplığın altındaki kapaklı raflarda teknolojik malzemeler, dergiler, fotoğraflar, ders notlarımız ve ajandalarımız.

koltuk altlarında nevresim takımları.
baza altında yatak örtüleri ve pikeler, hediyelik tülbent, havlu ve tesbihler, hatıralar.

bir odada üç küçük masa, iki kitaplık, bir müsvedde kağıt kutusu, bir çöp kutusu bir kağıt artık poşeti, ve duvarlarda yüze yakın bitmiş çalışma (resim, matematik, kolaj). az ve öz kitap. binbir çeşit kırtasiye malzemesi.

bir halının üzerinde serili bir çarşaf. üzerinde bine yakın minik minik minik yap-boz oyuncak. haftalık keyiflerimden biri de o ıncık cıncık şeyleri renklerine göre ayırmak. çünkü annelik 💚

arada sırada çekmeceleri dolapları açar "bak bu eşyaların yeri burası annecim" derim. arada sırada onun yeri şurası annecim, yerine koyar mısın derim. sinirli isem söylememeye çalışırım  söylemeyeceğim söylenecegim o anda biliyorum.

bir gün benim evim de lamba anahtarları, kapı kolları, duvarları, koltukları lekesiz bir ev olacak biliyorum. hatta her daim kenarda kurabiyem kekim hazır olacak. ama şimdiki gibi cıvıl cıvıl çınlamayacak duvarlarda sesleri. ve şimdiki gibi yapar yapmaz bitmeyecek keklerim, kurabiyelerim. e o halde ben bugünlerin kıymetini bileyim.

4 yorum:

Maymeymo dedi ki...

Yazınızı okumak bana iyi geldi. Her yerde sade bir yaşamdan fazla eşyalardan kurtulmaktan bahsediyor. Evet çok güzel ama olmuyor hele çocuklu bir evle asla olmuyor. Sevdim bu maksimalizmi...

Ayşegül dedi ki...

Gerçekten sizin gibi olmayı isterdim. Ama büyük şehirde çocuklarla zor bi durum sanki,belki de engel zora gelemeyen nefsimizdir.Bitmek bilmeyen isteklerimiz gerçekten hayatımızı zorlaştırıyor. Sizi okumak beni rahatlatıyor. Güzel bir örneksiniz. Allah'a emanet olun.

Adsız dedi ki...

Sen kaybolmuşsun instg.ve face goremeyi ce mrk ettim.Buraya yazmaya devam ettigini gorunce hersey yolunda sanirim diye dusundum.
Sen nasıl sadeleşiyorsan beni de sadeleştirdin.Ama daha çok yolum car sanki;)Adile

Adsız dedi ki...

Rabbim razı olsun,her yazdığınızdan öyle çok faydalanıyorum ki...lütfen hep yazın:)