süregiden....

eskiden günler vardı. günler başlardı ve günler biterdi. şimdi günler süregidiyor ve bu bir sıkıntı değil. sanki olağanı bu imiş de ben yeni kabullenmişim gibi. dördü de uyudu. gün içinde ne yaşadığımızı uyudukları zaman anlıyorum sanırım.

hayır hayır okuyucu. bu bir "herkeş çok çocuk yapsın" yazısı değil. sanırım bir süre öyle şeyler saçmalamış olabilirim. eğer sen de denk geldiysen hakkını helal et. cahillik işte, bilmiyordum.

öğrendim ki çocukları biz yapmıyoruz, buna îmânım her geçen gün daha da artıyor. onlar tam da zamanında geliyor. tam da zamanında derken pembe beyaz uçuş uçuş tüller gelmemeli akla. öyle değil. yani "ah canım bebeğim sen geldin ve bizi çok mutlu ettin" değil. bebek öyle bir şey değil çünkü. evet çok mutlu ediyor seni ama sadece o kadar değil. hikayenin tamamı o değil. endişe, kaygı, huzursuzluk, kendinden ödün verdiğini hissetmek, fedakarlık, yorgunluk, zahmet, uykusuzluk, ter kokmak. hikayenin tamamında bunlar da var. işte buna kusurlu güzellik diyoruz. bu tam da olması gerektiği gibi bir hissiyat veriyor insana. "hayat bu yâ hû" demiştim ben çok ama çok ama çok sıkıştığım bir gün. işte hayat bu. köşeye sıkış, çare ara, acizliğini hisset, Yaradan'dan ve kullarından yardım iste ve o yardımın gelmesini bekle. hayat bu işte.

1 yorum:

Merve K Uluturk dedi ki...

Sizi çok seviyorum .