müslümanca yaşama neşesi....


Meselemi aradım ilk gençlikte.
Meselem neydi?
Filistin işgal altında. Tamam, meselem İsrail o zaman. Ne, Yaser özel uçakla Avrupa’da el üstünde mi tutuluyor. Zaten bu Araplar Osmanlı yıkılırken de…. Çevir rotayı. Sonradan Ahmed Yasini öğreneceksin nasıl olsa. İntifada ve İntifada Mütemirra. Meselem ne olsun ne olsun? Amerika. Evet evet. Amerika. Aslında şey tabii bunları Yahudi lobisi yönetiyor. Tabii canım. Zaten bu herifler nereye girseler orada ticareti ele alırlar. Patlat oradan bir şiir. Amerika sen busun, …. çocuğusun. O da mı değil? İngil mi tere çıbanın başı. Heh, buldum. Tamam. Artık rahatım. Zaten oralar hep sömürgecilik. Kapitalizm ve pek tabii liberalizm. Oradan biraz Marks sosu dök ve "katı olan her şey buharlaşsın". İsmet Özel yetişsin oradan “neden hiçbir zaman sistemin tüm bunları konuşmama rağmen benimle uğraşmayacağını” anlatsın. Pasif direniş nedir? Biraz Nietzsche az Heidegger ve tabii ki Wittgenstein. Sahi doğru yazdım mı aman entelektüelliğimin abdesti kaçmasın. Dil varlığın nesidir iyice ezberleyeyim komşular ayıplamasın. Yatsının sünneti kaçtı felsefe okurken kimse duymasın. Sabaha kadar komplo teorisi konuşalım teheccüdü Macit Gökberk kılsın. Sezai Karakoç beni sabah namazına kaldırsın.
Meselem meselemin ne olduğunu bilmeyişimdi. Güncelin ayrıntısında boğulmuş, yan dairesinden kavga sesleri gelen çoğu insanın gayri ihtiyari duvara yaklaşacağı gibi ben de kulağımı ayrıntının ayartısına ayarlamıştım. Radyo frekansları arasında gezerken bir yerde durmuşum da birkaç radyo istasyonunu birden çekmiş gibiydi zihnim. Şuradan hadis usulü çekiyor buradan Aristo. Ne onu duyuyorum, ne onu! Ne bundan geçebiliyorum ne bundan!
İşi hislerimle götürüyordum. Hissiz olur mu, asla olmaz. Fikirsiz histen ne iş çıkar? daiş çıkar.
Bu yazı bir “ben yaptım siz yapmayın gençler yazısı” değil. Yok öyle bir Dünya. . Sen biriciksin. Senin yolculuğunla ilgili hiçbir bilgi sahibi olmadan sana nasıl şunu yapma, şunu yap diyebilirim. İslam, İslamdır. Gerisini konuşuruz. Çay koy.
Fikirler okuyordum hayatımda herhangi bir karşılığı olmayan veya hayatımdaki karşılığını henüz göremediğim. Üst perdeden emirler. Herkes okuyun diyordu. Okuyun, okuyun, okuyun. Genç yaşta bizim ulaştığımız refah seviyesinde değildi onlar, ne işim vardı başka. Onların o kadar kitapları yoktu ve onların ikinci bir pantolonları. Onlar okul yürüme giderlerdi ve onlar burs almazlardı. Onlar onlardı canım tartışılmazlardı. Tartışıyorduk ama dibine kadar bilmiyorlardı. Sanki varken yapmıyorlardı. Neden peki şimdi varlık zamanında tek pantolonla idare etmiyorlardı. Amanın aman Allah dilimize düşürmesindi. Ellerinde kırmızı kalemleri olur 20’li yaşların ve çarpı atarlar bunu unutmuşlardı
Unutmadım ben. Hep hatırlatıyorum kendime. 30’larının ortasında, 4 çocuklu kendimin içinden çıkıp karşıma oturtuyorum 18 yaşımı. Bak tatlım diyorum lütfen bana oku deme. Bana esmeyi anlat, bana sevmeyi anlat.  Allahı sevmek bir insanı sevmekle başlar. Yavrum sevmekten korkma. Bulutlara bak. Uzun uzun yürü. Kendini sev. Aşık olacaksın. Bu hep olur. Bu kötü bir şey değil. Ama üzgünüm çok iyi bir şey de değil. Yanacaksın, kavrulacaksın. Bu hayat. Yaşayacaksın.
Cahilliğimi bilmekle aşacağımı düşündüm ilk gençlikte. Olmadı. Cahilliğimi ancak eylemle aşabilirdim. Hislerim, fikirlerim ve eylemlerim. İki nokta arasındaki en kısa yol doğru değildir aslında. Riemann geometrisi ve Einstein. İki nokta arasındaki en kısa yol eğridir. Eğriltir. Eğileceksin ki doğrulacaksın mı demektedir?
Akıl diyordum akıl. Aklımızı geri plana itmişiz. Ondan bunlar. Ne ezber konuşuyordum ne ezber. Mangalda kül... Bizim akılla hiçbir zaman bir sorunumuz olmadığını bilmiyordum. Akleden kalp tabiri idi islam. Akleden kalp. Akleden kalp. Akleden kalp. Zikr yapıp çekeceğimi Hacc Suresi 18. ayette "(Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette akleden kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur." diyordu Rabbim. Atina’dan başlayan ve yüz yıl önce Nietzsche eliyle bitirilen Batı felsefesinin sorunu imiş akıl. Ve tabii Şarlman ve İslam’ın onu nasıl tetiklediği.
Hakikati bilirken hakikati arıyorum. Daha neler neler bilmediğim için çok mutluyum. Çocukluğumun sonlarında bir tetrisim olmuştu. 99. Seviye bitince öyle mutsuz olmuştum. Şükür ki yaşamak oyunu hiç bitmeyecek.
Müslümanca yaşama neşem bitmesin Allahım, amin.
(bu yazı, buram buram Yusuf Kaplan kokmaktadır)

1 yorum:

Gonul Aygun dedi ki...

Müslümanca yaşamak neşen hiç bitmesin...amin.